Google

ERZURUM HALK OYUNLARI “BARLAR”

Erzurum halk oyunlarına “bar” adı verilir. “Bar” kelimesi “birliktelik”, “topluluk” , “elele tutuşmak”, “bağlamak” ve “beraberce oynamak” gibi anlamlar taşımaktadır. Bar, çok eski ve köklü bir geçmişe dayanmaktadır. Barın oluşumunda; iklimin, coğrafyanın ve tarihi olayların etkisi olmakla birlikte antropologlara göre bar, Türklerin Asya’dan getirdikleri milli oyunlardan biridir. Erzurum, halk oyunları açısından oldukça zengin bir bölgedir. Bu zenginlik günümüzde de bütün güzellikleriyle ve orjinalline uygun olarak yaşatılmaktadır. Erzurum Halk oyunları ve türküleri derneği halk oyunları ekiplerinin gerek yurt içinde ve gerekse yurt dışında düzenlenen yarışmalarda onur verici başarıları vardır.

Erzurum barları kadın ve erkek barları olmak üzere iki bölüm halinde oynanır.

 

 

ERZURUM HALK OYUNLARI “BARLAR”

ERKEK BARLARI

Başbar (Sarho barı)
Dikine
Sekme
Koçeri
Uzundere
Dello
Hoşbilezik
Aşırma
Temirağa
Tamzara
Yayvan-Köroğlu
Nare
Tavuk barı
Daldalan
Çingeneler
Hançer barı
Eskiden Erzurum’da iki kişi tarafından oynanan fakat genç nesillere kadar ulaşmayan Durna barı ile Kazak barı oynandığı söylerler. “Çoban barı” “ mora barı” Davul barı” ve “Kotans” da oynanmayan barlar içerisindedir.

Bunların her birinin ayrı ve karakteristik vasfı ve melodisi vardır. Birkaç tanesinin güftesi bilinmemektedir.

 

ERZURUM HALK OYUNLARI “BARLAR”

Sözleri bilinen barları aşağıda sıralıyoruz.

TAMZARA

Tamzaradan gece geçtim

Ben o yardan vaz mı geçtim

Lele leli tamzara ninni bala

Haydi haydi tamzara ninni bala

Tamzaranın bacaları Temcit okur hocaları

(Nakarat)

Tamzaradan taş gelir Ela gözden yaş gelir

(Nakarat)

HOŞ BİLEZİK

Hoş bilezik-hoş yüzük, kollar nazik Ben yarimden ayrıldıım, vay bana yazık

Kiraz dalını eğmeli, meyvelerden yemeli Komşu kızı dururken kimlere boyun eğmeli

Altın yüzük-hoş bilezik, kollar nazik Ben o yardan ayrılmışam vay bana yazık

MARO BARI

Maro’ma diktirdim bir kutu işlik Cebime koydurdum çil kuruş harçlık

Allıdır Maro, pulludur Maro Osman Ağa’nın dengidir Maro

Maro’m oturmuştur, yolun üstüne Altın saçları belin üstüne

Döktürmüş Maro, saçmıştır Maro Osman Ağa’n kaçmıştır Maro

DALDALAN

Daldalan daldalan Kız ninen geldi Kız ninen değil o Kaynanan geldi

Daldalan daldalan Kız ninen öldü

Kız ninen değil o Kaynanan öldü

ÇOBAN BARI

Kızım kızım edalı kızım Seni bir çoban ister Ana ana! Dilleren kurban ana Ben gitmezem çobana Çobanın davarı çok Saydırır onu bana

Yüksek yüksek tepeler Çobanın ayvanıdır Soğuk sular gözeler Çobanın hamamıdır

Kızım kızım sevdalı kızım Seni bir attar ister Vereyim ona Ana ana! Dilleren kurban ana Ben gitmezem attara Attarın boncuğu çok Düzdürür onu bana

Attar karanfil satar Kokusu dostu tutar Benim yarim çok güzel Attara kim bakar

KÖROĞLU BARI

Köroğlunun kör bıçağı Ayvaz yiğitler koçağı Ayvaz’ın gümüş bıçağı Yerde sürünür saçağı Kır ayvazım kır, vur Ayvazım vur Derya kenarında biter kamışlar Uzanır uzanır vermez yemişler Sarı lira ile beyaz kuruşlar Say Ayvaz’ın say, ver Ayvazım ver