Google

ERZURUM TÜRKÜLERİ


Fikret Otyam, Mustafa Geceyatmaz ve Mücahit Küçükbaran 1961’de; Erdoğan Okyay ve Nurhan Genç 1967’de; Nida Tüfekçi ve Muzaffer Yönden ise 1971’de Erzurum ve yöresinden türkü derlemeleri yapmışlardır.

Erzurum türkülerinde bazen anadan geçilir yardan geçilmez, bazen ana babaya yar kurban edilir. Bazen eşine, bazen dostuna, bazen en yakınına, bazen de kendi kendine dert yanar. Hem yanar, hem yakınır. Sonra “Yakıldım yandım buna ne çare” diyerek yanık bir deyiş tutturur. Palandöken’in ak tepelerinden bu deyişe cevap gelir adeta...

Ozanımızın dediği gibi;

Bir türkü tutturmuş Palandöken;

Bir türkü tutturmuş hasret kokar Kekik kokar,

yayla kokar, yar kokar Akşam olur gölgelenir kayalar,

Maniler yakılmış Erzurum ekin ekin Türküler koşulmuş

“Erzurum çarşı Pazar” Sen ağlama demiş canikom

“Kipriklerin ıslanır” Ben ağlım ki deli gönül uslanır.

Erzurum türküleri milli kültürümüzün ziynet taşları gibidir. Hepsi pırıl pırıl yanan anonim yapının pırıltıla Erzurum türkülerinin tamamını bu sütunlarda yayınlamaya imkan olmadığında örnekler vermekle yetiniyoruz.

BU DAĞLAR KÖMÜRDENDİR

Oğul, oğul bu dağlar kömürdendir

Yavri yavri geçen gün ömürdendir

Oğul, oğul feleğin bir kuşu var Pençesi demirdendir

Oğul ben nasıl edim Gönüldür nasıl edim

Oğul oğul bu dağlar meze dağlar

Yavri yavri çiçeği taze dağlar Oğul tutaydım yar

elinden Çıkdaydım size dağlar Oğul ben nasıl

edim Gönüldür nasıl edim

 

BALA SARHOŞ

Oğul, oğul bala sarhoş, bala sarhoş

Yavri yavri beşikte bala sarhoş Oğul oğul

hana bir nalbant gelmiş Mıh vurur nala sarhoş

HUMA KUŞU

Yavru yavru huma kuşu yükseklerden seslenir Ağam,

yar goynunda bir çift suna beslenir Yavru yavru

sen ağlama kirpiklerin ıslanır Ağam ben ağlim ki

belki gönül uslanır Yavru yavru sen bağ ol ki ben

bahçende gül olim Ağam layık mıdır yanim yanim kül olim

Yavru yavru sen efendim, ben kapında gul olim

Goy desinler bu da bunun guludur guludur