TOBB HAYVANCILIK SEKTÖR KURULU TOPLANTISI

Tarih:17 Mart 2004

Yer:Birlik Merkezi-ANKARA

TOBB Hayvancılık Sektör Kurulu 17 Mart 2004 tarihinde bir toplantı yapmıştır.Toplantıya Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'ndan Müsteşar Yardımcısı Mustafa ERTEN, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü, Hazine Müsteşarlığı Teşvik ve Uygulama Genel Müdürlüğü, KİT Genel Müdürlüğü temsilcileri katılmıştır.

 

TOBB Yönetim Kurulu Başkan Vekili Sayın Faik YAVUZ'un açış konuşması ile başlayan toplantıda, Sayın YAVUZ Sektör Kurulları'nın çalışmalarında etkinliği arttırmak amacıyla her Sektör Kurulu'na bir akademik danışman atanacağını ve danışmanların Avrupa Birliği'ne uyum sürecinde sektörün sorunları ve bu sorunlara ilişkin çözüm önerilerini içeren raporlar hazırlayacaklarını ifade etmiştir. Sayın Faik YAVUZ, Hayvancılık Sektör Kuruluna Ankara Üniversitesinden Sayın Prof. Dr. Sadi Aral ile Ankara Üniversitesi Veterinerlik Fakültesinden Doç. Dr. Necmettin Ünal'ın akademik danışmanlar olarak atanacağını belirtmiştir.

 

Sektör Kurulu Başkanı Sayın Hakkı HINISLIOGLU'nun başkanlık ettiği toplantıda aşağıda belirtilen gündem maddeleri müzakere edilmiştir:

1. 19.09.2003 tarihinde                         yapılan              Hayvancılık          Sektör Kurulu Toplantısının genel bir değerlendirilmesinin yapılması

2. 2004 yılı içerisinde Hayvancılık Sektörüne uygulanacak teşvik uygulamaları ile ilgili bilgi edinilmesi ve sorunların müzakeresi

3. 5084 sayılı Yatırımların ve İstihdamın Teşviki ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un Hayvancılık Sektöründeki uygulamalarının müzakere edilmesi

4. Hayvancılık Sektörünün gelişimi için yem bitkilerinden arpa ekiminin teşviki ve desteklenmesi hususunun görüşülmesi

 

Sektör Kurulu Başkanı toplantı gündeminin 1. maddesine ilişkin olarak aşağıdaki değerlendirmelerde bulunmuştur:

 

19.09.2003 tarihli Hayvancılık Sektör Kurulu toplantısı, Tarım ve Köyişleri Bakanı Sayın Sami GÜÇLÜ'nün katılımları ile gerçekleştirilmiştir. Toplantıda Sektör Kurulu üyeleri Türkiye'deki hayvancılığın genel sorunları hakkında Sayın Bakan'a bilgi arz etmişlerdir. Sayın Bakan kendisine aktarılan sorunların çözümünün takipçisi olacaklarını ifade etmiştir.

19.09.2003       tarihli      toplantıda,hayvancılık sektöründeki kamu ihalelerinde yaşanan sorunların ve çözüm önerilerinin müzakeresi amacıyla Kamu İhale Kurulu Üyesi Sayın Hüseyin GÜLHAN davet edilmiştir. Toplantıda Sayın GÜLHAN Kamu İhale Kurumu olarak oda ve borsalarımızdan iletilecek sorunların çözümüne ve akibetine ilişkin cevaplarının bildirileceğini ifade etmiştir. Ancak bugüne kadar Kamu İhale Kurumu'na aktarılan soruların hiçbirinin cevabı alınamamıştır. Bunun yanı sıra kamu İhale Kurumu belli bir ücret ödemeden iletilen sorulara cevap veremeyeceklerini beyan etmişlerdir.Türkiye Odalar ve Borsalar        Birliği'ne                           bağlı kuruluşlardan ve Sektör Kurulları'ndan iletilen soracağı sorulara para karşılığında yanıt verilmesi doğru bir uygulama değildir. Yönetim Kurulu Başkan Vekili Sayın Faik Yavuz'dan bu sorunu aşmalarını bekliyoruz.

 

Toplantıda, Hayvancılık Sektörünün sorunlarına ilişkin Sektör Kurulu üyeleri aşağıda sunulan değerlendirmelerde bulunmuşlardır.

İBRAHİM KOYUNCU (Van Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkan Vekili)

- Hayvancılık bölge ve ilimiz insanının temel geçim kaynağı olup, istihdamı sağlayan, genel ekonomiyi destekleyen stratejik bir sektör. Halen ilimiz nüfusunun 0/060- 70'i hayvancılıkla uğraşmaktadır. Ancak 1980'li yıllardan bu yana uygulanan yanlış politikalar sebebiyle sektör sürekli kan kaybetmiş ve bugün tükenme noktasına gelmiştir.

- 80'li yıllara kadar besin ürünlerini dışarıdan almayan ülkelerden biri olan Türkiye, hayvan mevcudu yönünden dünyada 7. Avrupa'da ise ı. sıradaydı. Ne yazık ki, uygulanan yanlış politikalar sonucu Türkiye, birçok besini ve hayvansal ürünü dışarıdan alan bir ülke konumuna düşmüştür. Sektörde istikrarlı bir devlet politikası izlenmediği için bugün çeşitli sınır illerimizden ve serbest bölgelerden hem et girişi hem canlı hayvan girişi olmaktadır.

- Geçen yıl kendi bölgemizde canlı olarak et fiyatı 3 milyon 800 bin Tl. iken bu yıl 3 milyon 200 bin TLdir. Geçen yıl arpanın kilogramı 210 bin Tl. idi, bu yıl 400 bin Tl. olmuştur. Bir torba yem geçen yıl 11 milyon TLidi bu yıl 17 milyon TL'dir. Buna karşın Kurban Bayramı arifesinde ilimizdeki çiftçi 3 milyon 200 bin liraya canlı satmak zorunda kalmıştır. Maliyetlerimizde bir düşme olmadığı halde geçen yıldan daha düşük fiyatla hayvanlarımızı vermek zorunda kaldık. Bu soruna ilişkin çözüm önerimiz şudur: Amerika'da ve

Avrupa ülkelerinde hayvancılık sektöründe eşik fiyat veya hedef fiyat denilen uygulama mevcuttur. Diğer bir deyişle üzüme, fındığa, çaya taban fiyat uygulaması ile verilen desteğin hayvancılık sektörünü de verilmesini talep ediyoruz.

- KOBİ desteklerinden hayvancılık işletmelerinin yararlandırılmasını talep ediyoruz. Ziraat Bankası'nın bugün % 25 faiz oranıyla verdiği krediden hayvancılık işletmeleri yararlanamamaktadır. Sektörde o/o 25 kar marjları olmadığı için bu faiz oranları ile kredi kullanılması mümkün değildir. 50 milyar kredi alınacağı zaman üç katı kadar

ipotek istenmektedir. Hayvancılığımızı destekleyecek düşük faizli, uzun vadeli kredi sisteminin kurulması ve küçük ve orta boy işletmelerin, besicilerin KOBİ kapsamına alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir.

-Doğrudan gelir desteği adı altında bitkisel üretime verilen desteğe benzer bir teşvikin hayvancılıkta da uygulanmasını talep ediyoruz. Bir hayvan entegre tesiste kesildiğinde kilograma fiyat desteği verilmesi halinde bu teşvik sağlanmış olacaktır.

57. Hükümet döneminden itibaren küpe, pasaport uygulaması ile kayıtlı sisteme geçilmiştir. Ancak bölgemize İran, ve Irak'tan kaçak hayvan girişleri olmaktadır. Yüksekova'nın kayıtlı hayvan sayısı 20 bin olduğu halde 35 bin kaçak hayvan girişi olmuştur. Bölgemizdeki Et ve Balık Kurumuna ait tesisimiz kapatılmış ve özel idareye verilmiştir. Şu anda üçüncü sınıf ruhsata tabi bir firma orada hayvan kesimi yapmaktadır. Üçüncü sınıf ruhsata sahip firma, kestiği hayvanı il dışına gönderemez. Maalesef bazı siyası çıkarlar uğruna orada kesilen hayvanlar İstanbul'a, Ankara'ya ve özellikle Milli Savunma Bakanlığının ihalelerini almış firmalara satılmaktadır.

Bölgemizin coğrafi şartları ve kış mevsiminin uzun ve yoğun olması sadece hayvancılık faaliyetlerine olanak vermektedir. Bu nedenle Doğu Anadolu'ya verilecek teşvikler hayvancılığı destekler nitelikte olmalıdır. Yatırımların ve İstihdamın Teşviki adı altında 5084 sayılı yasada hayvancılığın teşviki ile ilgili bir tek madde dahi bulunmamaktadır.

            Kaliteli     et üretimini temin               etmek için         besicilikle         iştigal      eden

işletmelerin finansman desteği ve fiyat istikrarıyla teşvik edilmesini ve fenni yemde %8 oranındaki KDV'nin kaldırılmasını talep ediyoruz.

- Tarım ve Köyişleri Bakanlığı içinde hayvancılıkla ilgili birimlerin bir çatı altında toplanarak bir hayvancılık müsteşarlığı oluşturulmasını teklif ediyoruz.

MEHMET ÇETİN (Balıkesir Ticaret Borsası Meclis Üyesi)

Nüfusumuzun % 40'ının kırsal kesimde yaşadığı ülkemizde, hayvancılık, işsizliğin önünde en önemli sigortadır. Eğer bu sektöre gerekli destek verilmezse, köyünde karnı doymayan üretici, hızla kente göç etmeye başlayacaktır. % 13'leri bulan işsizlik % 20'lere tırmanacak, çarpık kentleşmenin yanı sıra sosyal patlama riskleri gündeme gelecektir.

Bu toplantının en önemli sonucu, üreticinin karnını köyünde doyurmak olmalıdır. Bu konuda ciddı önlemlere ihtiyaç vardır. Son günlerin en önemli sorunu et fiyatlarındaki ciddı düşüştür. Kuzu ve dana eti fiyatları, girdilerindeki artışlara rağmen sürekli düşmektedir. Dana etinde 1-1,5 milyon TL, kuzu etinde 2-3 milyon TL. arası   düşüşler yaşanmıştır. Bunun nedeni, Doğu ve Güneydoğudaki komşularımızdan kaçak hayvan girişidir.

Süt fiyatları son derece düşük kalmıştır. Hem üretici hem tüketiciyi korumanın tek yolu devlet desteğinin arttırılması ve usulsüzlüklerin önüne geçilmesi için ciddı bir denetim mekanizması oluşturulmasıdır.

Ülkemizde kültür ırkı sığırlarda kalitesiz tohumların kullanılması sonucunda ırk özelliklerinin bozulmaya başladığını görmekteyiz. Kalitesiz tohumlara bir denetim getirilmediği takdirde ürünü yeterince değer bulmayan üretici, bir de verimi düşük hayvanlarla baş başa kalacak, ülke hayvancılığı büyük darbe yiyecektir.

- DİE verilerine göre enflasyon tek haneli rakamlara düşmüştür. Ancak Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerinin üreticiye verdiği kredinin faizleri % 25-29 arasındadır. Enflasyon rakamlarının 3 katı bir faizle kredi alan üreticinin ayakta kalacağını düşünmek mantıklı değildir. Bu oranlar, süratle enflasyon rakamının altına çekilmelidir.

 

AYDIN DURMUŞ (Ankara Ticaret Borsası

- "Organize Hayvancılık Bölgeleri" ile ilgili temel beklentimiz, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın konuyu üstlenmesidir. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın koordinasyonunda Maliye Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı, DPT, Bayındırlık İl Müdürlüğü gibi kuruluşların katılımlarıyla "Organize Hayvancılık Bölgeleri Yasa Taslağı" çalışmalarına başlanmalıdır.

-Et fiyatlarında istikrarın sağlanması için et fiyatlarının borsada takip edilip, artış ve düşüşler ile ilgili acil bir müdahalenin yapılabileceği bir sistemin kurulması gerekmektedir.

- Hayvancılığın gelişimi için düşük faizli kredilerden veya KOBİ kapsamındaki kredilerden sektörün yararlandırılması acil ihtiyaçlarımızdan birisidir.

- Ülkemizdeki hayvan barınaklarının AB standartlarına yükseltilmesi için hayvancılık ile ilgili verilen yatırım kredilerinde üst yapı yatırımlarına da destek verilmesi gerekmektedir. Ziraat Bankası yetkilileri hayvancılıkta yeni fiziki yatırım yapılmasını benimsemedikleri belirtmişlerdir. Yatırım yapmak yerine mevcut ahırların ve barınakların kullanılmasını istediklerini ifade etmişleridir. Oysa mevcut ahır ve barınaklar, Avrupa standardında üretim yapabileceğimiz mekanizasyonun kullanılacağı ahır ve çiftlikler değildir. Dolayısıyla, Avrupa Birliğine geçiş sürecinde, içinde yem dağıtma römorklarının çalışacağı, bağlı sistemden bağsız sisteme, serbest sisteme geçebileceğimiz yeni ahır modellerine ihtiyacımız vardır. Eğer Avrupa ile rekabet edeceksek fiziki üst yapımızı yenilemek durumundayız.

- Ziraat Bankası kanalıyla zirai kredilerin dağıtılmasında pek çok sıkıntı yaşamaktayız. Zirai kredilerin hepimizin çalıştığı özel bankalar aracılığı ile dağıtılmasını talep ediyoruz.

ÜLKÜ KARAKUŞ

- Teşvik uygulamaları içerisinde hayvancılığı tek başlık altında toplamak bizi doğru sonuca götürmez. Hayvancılığa kendi alt kollarında, tavukçuluk, yumurta tavukçuluğu, beyaz et tavukçuluğu, sütçülük, etçilik diye ayrı pencerelerden bakmak daha doğru olacaktır. Tavukçulukla iştigal eden insanlar olarak tavukçuluğun teşvik sistemi dışında tutulduğunu görmekteyiz.

- 2003 yılında destekleme fiyatları açıklanırken yıl sonunda enflasyonun % 20 olacağı, arpa ve mısırın da fiyatında % 40 oranında bir artış öngörülürdü. Hükümetimiz, aldığı ekonomik tedbirlerle enflasyon % 20'ye düştü. TMO yetkilileri ile yapmış olduğumuz görüşmede, enflasyonun % 15-20'ye indiği, arpada o/o 20-25 fiyat farkının aşağı çekilmesinin faydalı olacağını belirttik. Gelinen bu noktada bu gerçeğe göre düzenleme yapılması gerekmektedir.

- Arpa, Türkiye'nin kendine yeterli olduğu ürünlerden birisidir. Ancak bu yıl ekili alanlarda buğdaya yönelmeden dolayı arpada açık çıkmıştır. Arpanın yerine, kırsal alanda ve hayvancılığımızın yoğun yapıldığı yerlerde tritikalenin ekilmesi ve tritikaleyle ilgili altyapı çalışmalarının gündeme getirilmesi daha faydalı olacaktır.

- Hayvancılık sektörü kişi başına gelirin en düşük olduğu ve emek­yoğun bir sektördür. Dolayısıyla kısa vadede işsizlikle ilgili çözüm bulunabilecek yegane sektördür. Şu andaki hükümetimizin önündeki en büyük problemlerden birisi işsizliktir. Tarım ve hayvancılık sektöründe bir açılım sağlanması istihdam konusunda bir rahatlama sağlayacaktır.

KAYA ÜZEN (Çanakkale Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı) ­

-      Geçen yıl itibariyle tekrar başlatılan su ürünlerindeki teşvik uygulaması geç ve adaletsiz olmuştur. Yılın ortasında, Haziran ayında deklare edilmiş olan teşvik sistemi, üreticinin tüm üretimine yansıtılmamıştır. Levrek ve çipuraya yaklaşık kg başı 153 bin TL, alabalığa 80 bin Tl. teşvik verilmiştir. Levrek ve çipuranın üretim maliyeti 4,5-5milyon TL. 'dir. Prim miktarı maksimum % 3'e denk gelir ki, bu çok azdır. Daha sonra 20 Aralıkta bir tebliğle 20-31 Aralık arasındaki fatura edilmiş satışlarda levrek, çipura ve alabalık için kg başı 400 bin lira teşvik uygulanmıştır. Sadece 10 gün için çıkarılan bu ek tebliğle levrek ve çipura, alabalıkla aynı kefeye konulmuş ve ciddı bir adaletsizlik meydana getirilmiştir.

- Levrek, çipura ve alabalıkta 1 kg et elde etmek için levrekte 2 kg, çipurada 2,2 kg, alabalıkta ise 1,4 kg. yem kullanmak gereklidir. Yine 2 gramlık yavrudan hasat edene kadar geçen süreç, levrekte 18 ay, çipurada 13 ay, alabalıkta ise 8 aydır. Yavru balık maliyetlerine baktığımızda da, levrek yavru maliyeti 210 bin lira, çipura 290 bin lira, alabalıkta 75 bin liradır. Görüldüğü gibi levrek ve çipura besi üretimi maliyeti alabalıktan daha yüksektir. Yeni                                                                        yılda verilecek teşvikte geçen yılki teşvik gecikmesi, türler arasındaki üretim maliyeti ve zaman farklarının dikkate alınması gerekmektedir.

- Kuluçkahanelerimiz, çok ciddı yatırımlar yapılan, teknolojiyi üst seviyede kullanan, iyi insan kaynaklarına sahip olan işletmelerimizdir. Geçtiğimiz yıllarda ülkemizin yaşadığı kriz nedeniyle kuluçkahanelerimizin % 30 indirimli tarifeden elektrik kullanım hakkı iptal edilmiştir. Şu anda sanayiiyle aynı tarifeden elektrik kullanmaktayız. Kuluçkahanelerimiz, büyüyen bir sektörün ana besin kaynağıdır. Daha iyi, daha çok yavru balık üretilebilmesi sayesinde tüm sektör bundan fayda sağlayacak, zayıflamakta olan Yunanistan yerine Türkiye, Avrupa Birliğinin balık üreticisi konumuna gelebilecektir. Bu nedenle indirimli elektrik kullanımının tekrar kuluçkahanelere verilmesini talep ediyoruz.

- Türkiye, Avrupa Birliğinin balık üreticisi konumuna gelirken, burada yemlerle ilgili dikkat edilmesi gereken önemli hususlar vardır. Yerli yemıerde büyükbaş ve küçükbaş olmak üzere hayvansal kaynaklı proteinlerin kullanılmaması için gerekli denetim sistemi oluşturulmalıdır. Aksi halde Avrupa Birliği'ne ihracatımız ciddı boyutlarda olumsuz etkilenecektir. Avrupa Birliği kaynaklı ithal yemler için yapılan analizlerde mükerrer işlem olmaktadır. Benzer uygulama ülkemiz balık ihracatçısına yapılmamasına rağmen Avrupa Birliği ülkelerinde      analizi yapılmış yemin ülkemizde tekrar analizinin yaptırılması zorunluluğu 15 dolar/ton olarak       maliyetlerimizi arttırmaktadır.Bu da, verilen teşvikin yarısını elimizden götürmektedir.

- Japonya'da 300, ABD'de de 50 çeşit su ürünü aquakültür yöntemiyle yetiştirilmektedir. Ülkemizin de bu seviyelere gelebilmesi ve Akdeniz Havzası'nda aquakültür sektöründe lider olabilmesi özel sektörün gayret ve çabalarıyla olacaktır. Bunun için sadece levrek, çipura ve alabalık üretimi yetmeyecektir, yeni balık türlerinin kültüre alınması, üretilmesi ve pazara sunulması, pazarda farklılaşma yaratılması gerekmektedir. Bunun gerçekleşmesi için başlangıç noktası da yine kuluçkahaneler olacaktır. Yeni türlerin geliştirilmesi zor, zahmetli, ciddı finans ve insan kaynağı gerektirmekte ve neticesi uzun vadede alınabilecektir. Bu nedenle, yeni türlerin geliştirilmesi için bu konuda çalışma yapan veya yapmak isteyen kuluçkahanelere destek ve üretilen değişik türde yavru balıklara prim verilmesi gerekmektedir.

 

Sektör Kurulu üyelerinin aktardığı Hayvancılık Sektörünün genel sorunlarına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Müsteşarı Sayın Mustafa ERTEN aşağıda sunulan değerlendirmelerde bulunmuşlardır:

 

- Bütün ülkeler için tarım sektörü çok önemlidir, Türkiye için çok daha önemlidir. Çünkü Türkiye, genç nüfusa sahip bir ülkedir; yaş ortalaması 27-30 arasındadır. Türkiye geri kalmış ve geri kalmakta olan bir ülkedir. Bu gibi ülkelerde temel darboğaz geleceğe yatırım yapma kabiliyetinin az olmasıdır. Tarım sektörünü, gıda sektörünü ve özellikle hayvansal protein kaynağı olan hayvancılık sektörünü, eğitim, sağlık gibi geleceğe yatırım olarak görmekteyiz.

- Sanayide ileri gitmiş ülkeler tarım sektöründe de ileridirler. Çünkü tarım; kaynak, teknoloji ve bir standart meselesidir. Ülkemizde tarım içerisinde hayvancılığın payı % 36'lardan 21'lere düşmüştür. Tarıma ayrılan yurtiçi kaynaklara baktığımız zaman, o/o 80-85'ni üretime yönelik bir enstrüman olmayan doğrudan gelir desteği oluşturur. Doğrudan gelir desteğinin tarıma ayrılan kaynaklar arasında oranı O/o 85 düzeyinde olmamalıdır. Gelişmiş ülkeler de bu enstrümanı kullanmasına rağmen toplam tarımsal bütçe içerisindeki payı % 25-35 arasıdadır. Doğrudan gelir desteği dışında üretim teşvikleri, sigortalar, sübvanse edilen krediler ve ıslah çalışmaları olmalıdır.

Hayvancılık sektörünün temel regülatörü sürdürülebilirliktir, satılabilirliktir, fiyat istikrarıdır. Hayvancılık sektörünün bir sonraki aşaması sanayi sektörü olan süt ve et sektörüdür. Onun daha sonraki aşaması ise pazarlamadır.

Hayvancılık sektörü zor durumdadır; sektörde fiyat artışı ve girdi maliyetleri arasındaki korelasyonda dengesizlikler vardır. Ama hayvancılık sektörümüzde miktar olarak düşme trendi devam ederken, sanayi sektörünün içinde bulunduğu sıkıntıları da aşmış değiliz. Türkiye'de hayvancılık sektörüyle ilgili kombinaların kapasite kullanım oranlarına baktığınız zaman, hayvancılık sektörünün ne kadar riskte olduğunu görülecektir. Dolayısıyla sanayi sektörünü ve halkın alım gücünü mutlaka yukarıya çekmemiz gerekir ki, hayvancılık sektörünü motive edebilelim veya sürdürülebilir noktaya getirebilelim.

Kaçak hayvan girişlerini sadece polisiye tedbirlerle bunu önleyemeyeceğimizi hepimiz bilmeliyiz. Bunu ancak fiyat istikrarıyla önleyebiliriz. Kaçak hayvan girişi ile ilgili devlet önlemleri almaya devam ediyor. Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü, defaatle, kendi kuralları çerçevesinde müdahale etmeye çalışıyor. Bugün bu yeterli olamayabilir dün de yeterli olmamıştı, evvelki gün de olmamıştı. Kuvvetle muhtemel, bu olumsuzluklar devam ederse, yarın da muktedir olamayabilir. Bu bir realitedir...

Bitkisel üretimde prim ve doğrudan gelir desteği gibi çeşitli destek enstrümanları kullanıyoruz. Hayvancılık sektörünün tarım içindeki payını % SO'lerin üzerine çıkarmak için doğrudan gelir desteği gibi yoğun bir şekilde kullandığımız bir enstrümanı hayvancılık sektörü için de kullanmalıyız. Örneğin mazot desteğinin özellikle kültür balıkçılığı noktasında da kullanılabilmesi gibi önerıerimiz var ancak bunlar bir süreç gerektirmektedir.

Üretim girdileri konusunda Türkiye'nin çok ciddı darboğazıarı var. 120 dolar ve 117 dolarlarda seyreden ana hammaddelerden mısır ve arpanın kamunun müdahalesiyle regüle edilmesi gerekirken, irregüle olması, bozulması gibi olguları yaşayabiliyoruz.

- Türkiye'nin regülatörü hayvancılık sektörüdür, işsizliğin önlenmesi için gerekli bir sektördür. Özellikle Doğu Anadolu Bölgesinde son 10­15 yılda yaşanan terör olayları dolayısıyla kırsal kesimden şehre göçolmuştur. Bu, şehrin yükünü ve kamu maliyetini çok yukarıçekmiştir.

Organize Hayvancılık Bölgesini Van'da uygulamaya koyduk. Orada özellikle Köy Hizmetlerine tahsis edilmiş ve tarım meslek lisesi olarak öngördüğümüz bir okulumuzun arazisini tamamen organize hayvancılık bölgesi olarak tahsis ettik ve tarım meslek lisesini de hayvancılık meslek lisesine dönüştürerek ilk adımımızı attık. Organize hayvancılık veya tarım bölgeleriyle ilgili olmak üzere yasal çalışmalarımız hızla devam ediyor. Yasa taslağı hazırlandı ve ilgili kuruluşların görüşlerine sunuldu. Çok kısa sürede bu olgunlaşacak, aynen gıda yasasında olduğu gibi, bütün katılımcıların görüşlerine takdim edilecektir.

- Hayvancılık teşvikleriyle ilgili olarak 2003-2004/ün mukayesesini yapmak istiyorum. Hayvancılık sektöründeki teşvik konularımız şunlardır: Suni tohumlama, buzağı, yem bitkileri ve hastalıktan ari işletmelerle ilgili teşviklerimiz. Geçen sene bununla ilgili olmak üzere toplam 176 trilyon gibi bir kaynağımız vardı, bu sene 200 trilyona çıkarıldı. Yine hayvancılık teşvikleri bağlamında 20 trilyon civarında bir kaynağımız 89 trilyona çıktı ve geçen seneki toplam kaynağımızla 2004 yılında efektif olarak kullanacağımız kaynak arasındaki ilişki mukayese edilemeyecek büyüklüktedir. Toplam 489 trilyonluk kaynağa ulaştık. Bunlar hayvancılık teşvik enstrümanlarıdır.

- Üzerinde çalıştığımız diğer bir konu ise sübvansiyon enstrümanı olarak kullanacağımız hayvansal kredilerdir. Maliye Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı ve Devlet Planlama Teşkilatı/nda bu çalışmaları bir noktaya getirmiş bulunmaktayız.

- İlaçta KDVoranını düşürdük, yemde KDV/nin düşürülmesi konusu       üzerinde çalışıyorum; inşallah başarılı olurum.

- Türkiye/de girdiler ve hammadde pahalı ancak en pahalı olan şey finansmandır. Dün çok daha pahalıydı, O/o 70-80/lerde, en son geçen sene 45/lerde seyreden paranın maliyeti vardı. Dört yıldan önce tarımsal krediler kesilmişti. Şimdi bunun üzerinde çalışıyoruz. Bu enstrümanı mutlaka aktif hale getirmemiz gerekir. Tarım sektörü devlet tarafından haksızlığa maruz kalmış bir sektör olarak mütalaa edildi.Bu nedenle tarım sektörüyle ilgili                kredileri Ziraat Bankasından, Tarım Kredi Kooperatiflerinden belli oranda sübvanse ederek yeniden yapılandırdık.

- 25 Şubat itibariyle yayımlanmış kararnamede tarımsal kredilerde üç aşamalı bir yapı öngörüldü. Biri, girdi ihtiyaçlarını finanse etmek amacıyla kullandırılan işletme kredileridir. Bunlar 12 aylıktır ve % 25 sabit faizlidir. İkinci unsur, selektif kredi dediğimiz kredilerdir. Bunlar ise özellikle Türkiye'de ihtiyaç duyulan ve öne çıkarılması gereken yatırım ve işletmelerin selektif olarak kredilendirilmesidir. Bu selektif krediler, Tarım ve Köyişleri Bakanlığının ve ilgili birimlerin Türkiye'de teşvikini öngördüğü, olmazsa olmaz dediği bir teşvik enstrümanıdır. Bunun içerisinde özellikle damızlık süt sığırı yetiştiriciliğini selektif olarak desteklememiz gerektiğine inanıyoruz. Burada cari faizlerinin % 40/ınl sübvanse etmeyi öngördük. Hem yatırımı hem de işletme dönemini selektif krediyle destekliyoruz. Türkiye'de bitkisel üretimde önemli unsur olan ve üretiminde darboğaz yaşanan sertifikalı tohumluk üretiminin arttırılması ve pazarının oluşturulması için sertifikalı tohum kullanımını kredilendirdik. Bunu % 50 oranında ve % 40 oranında sübvanse ettik yani, yıllık faizi bugünkü carilerle o/o 14,5 civarındadır. Bir


başka unsur, geçen sene geç teşvik ettiğimiz su ürünleridir. Su ürünlerini % 30 oranında sübvanse ederek kredilendiriyoruz. Türkiye ve dünya için çok önemli olan, organik tarımda sübvansiyonu biraz daha yukarı çekerek % 60 yaptık. Şu anda organik tarımla iştigal eden yatırım yapan kuruluşlarımız yıllık % 11,6 faiz oranları ile kredi kullanabileceklerdir.

- 2004 yılı sonrasında teşvik edilmesi, yenilenmesi gereken seracılıkta selektif kredide % 30 sübvansiyonu öngördük. Yani, cari faizin % 30'unu kamu karşılıyor. Kontrol örtü altı tarımı bugünkü carilerle % 20 civarında faize muhataptır. Bir de bunların tamamını kapsayan tarımsal ar-ge yatırımlarına % 40'na sübvansiyon veriyoruz.

 

Sektör Kurulu Toplantısında, Sayın Müsteşar Mustafa ERTEN'in aktardığı üreticilerin üretime yönelik ihtiyaçlarının karşılanması, tarımsal ve hayvansal üretimin geliştirilmesi, verimliliğin ve kalitenin artırılması amacıyla T.c. Ziraat Bankası A.Ş. ve Tarım Kredi Kooperatiflerince düşük faizli, azami 12 ay vadeli işletme kredisi kullandırılmasına ilişkin Bakanlar Kurulu Kararı memnuniyetle karşılanmıştır.

 

Söz konusu Bakanlar Kurulu Kararı ile getirilecek olan desteğin, şimdiye kadar uygulanan tarımsal ve hayvansal destek uygulamaları arasında en gerçekçisi bulunduğu; gerçek üreticiyi destekleyen ve hayvancılık işletmelerinde işletme ölçeğini büyütüp içsel ekonomi sağlayarak sektörü rasyonelleştirecek, aynı zamanda başta arpa ve mısır olmak üzere yem bitkileri üretimine sağlanacak teşvik ve destekler ile Tarım ve Hayvancılık Sektörleri arasında intersektörel etkileşimi de hızlandıracak bir uygulama olacağı değerlendirmesi yapılmıştır.

 

Toplantının 3. gündem maddesi olan 5084 sayılı Yatırımların ve İstihdamın Teşviki ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile ilgili olarak Hazine Müsteşarlığı Teşvik ve Uygulama Genel Müdürü Sayın Bedri DİLİK aşağıda sunulan bilgileri aktarmıştır:

 

- Teşvik Uygulama Genel Müdürlüğü olarak genellikle sivil toplum örgütleri, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ve ilgili kamu kuruluşlarından gerekli bilgi ve görüşleri almak suretiyle mevzuatlarımızı düzenlemekteyiz. Bürokratik engelleri kaldırarak dört belgeyle Teşvik ve Uygulama Genel Müdürlüğüne müracaat edilmek suretiyle teşvik belgesi vermekteyiz. Bu belgeler dilekçe ekininde verilen bilgi formu, Merkez Bankasına yatırılan 200 milyon TL'lik ücret makbuzu, şirketi temsil ve ilzama yetkili kişilerin imza sirküleri, şirket kuruluşunu gösterir Türkiye Ticaret Sicili Gazetesidir.

- Bu teşvik belgesiyle verilen destek unsurları; gümrük muafiyeti, KDV istisnası, vergi resim harç istisnası, şirket kuruluşu, bir yıl veya uzun vadeli alınan kredilerde uygulanan vergi resim harçlar; ayrıca yatırıma ilişkin gayrimenkullerin ayni sermaye olarak şirkete konulması hakkında alınan vergi resim harçlar ve bütçe kaynaklı kredilerdir. Bu, hayvancılık sektörü de dahilolmak üzere, kalkınmada öncelikli illerde yatırım yapan yatırımcılarımıza sabit yatırım tutarının % 50'sine kadar olmak kaydıyla 500 milyara kadar verdiğimiz yatırım kredisidir. Bu kredi uzun vadeli, 1 yıl ödemesiz 5 yıl vadeli ve % 20 faizlidir. Ayrıca, en az 50 işçi çalıştırdığını tevsik etmek kaydıyla 200 milyara kadar da işletme kredisi tahsis etmekteyiz Bunlar hayvancılık sektörüyle ilgili olarak süt inekçiliği ve süt mamulleri üretimi başlangıç olmak kaydıyla sütün, sağlık        koşullarına uygun            depolanması ile yem ünitesinden biri veya birkaçının entegre olması suretiyle teşvik edilmektedir. İşıetmeye girdi sağlayacak yem bitkileri tesisi, işletmede bulunan hayvan sayısıyla orantılı olmak koşuluyla teşvik edilebilmektedir. Süt inekçiliğinde asgari hayvan sayısı kalkınmada öncelikli yörelerde 150, normal yörelerde ise 300 olması gerekmektedir.Besicilik ve kesimhane başlangıç olmak üzere, soğuk hava deposu ve yem üretim tesisi veya et mamulleri üretiminin bir veya birkaçının entegre olması suretiyle de besicilik teşvik edilmektedir. Büyükbaş hayvan besiciliğinde asgari hayvan sayısı kalkınmada öncelikli yörelerde 500, normal yörelerde ise 700'dür.Küçükbaş hayvan besiliciliğinde ise asgari hayvan sayısı 1 000 olarak aranmaktadır. Hayvan sayısıyla ilgili hususlar, Tarım ve Köyişleri Bakanlığıyla yapılan çalışmalar sonucunda tespit edilmiştir.

- Yumurta ve et tavukçuluğunda komple yeni tesis entegre yatırımları için teşvik belgesi düzenlenmemektedir. Ancak, mevcut tesislerin yenileme, darboğaz giderme, kalite düzeltme, ürün çeşitlendirmesi, tamamlama ve modernizasyon yatırımları destek unsurlarından yararlandırılmaktadır. Ayrıca, yumurta üretim maliyetlerini düşürücü etkisi olan ve yem gibi sektöre girdi sağlayan yatırımlar ile kullanım alanlarını genişletecek salamura yumurta tozu ve soğuk yumurta depolama gibi yatırım konuları için teşvik belgesi düzenlenmektedir. Damızlık tavuk yetiştiriciliği yem üretim tesisiyle entegre olması şartıyla da desteklenmektedir.

- Ayrıca, etlik hindi yetiştiriciliğinde asgari 50 bin adet dönem yetiştiricilik ve yetiştiricilik kapasitesiyle uyumlu kesimhane başlangıç olmak kaydıyla işleme veya soğukhava deposu ve yem tesisiyle entegre olması halinde normal ve kalkınmada öncelikli yörelerde teşvik belgesi düzenlenmektedir.

- Aktif değerleri 950 milyara kadar olan işletmelere biz KOBİ tanımına almış bulunmaktayız ve bu arada kesimhane, et işleme, süt işleme ve organik gübre konularında yatırım yapmak isteyen yatırımcılarımıza, Halk Bankasına müracaat etmek kaydıyla bir yıl vadesiz 4 yıl vadeli olmak üzere 475 milyara kadar yatırım kredisi, 190 milyara kadar da işletme kredisi tahsis edilmektedir.

Kalkınmada öncelikli illerde yatırım kredisinin faizi % 10, işletme kredisinin faizi ise % 20'dir.

- "5084 Sayılı Yatırımların Ve İstihdamın Teşviki ve Bazı Kanunlarda

Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun" uyarınca 2003 yılı Ekim ayında yeni işe başlayan vergi mükelleflerinin çalıştırdıkları işçiler ile yeni işe aldıkları işçilerin ücretleri üzerinden hesaplanan gelir vergisi, organize sanayi veya endüstri bölgelerinde kurulu işyerleri için alınmayacak, diğer yerlerde ise bu verginin % 80'i alınmayacaktır.

- Sigorta primi teşviki 1.10.2003 tarihinden itibaren yeni işe başlayan mükelleflerin işyerlerinde çalıştırdıkları işçileri ile bu tarihten sonra yeni işe aldıkları işçilerin sigorta primlerinin işveren hissesinin organize sanayi bölgesi veya endüstri bölgelerinde kurulu işyerleri için tamamı Hazinece karşılanacak, diğer yerlerdeki işyerleri için ise bu oran o/o 80 olacaktır.

- En az 10 kişilik istihdam öngörülen yatırımlara, firma veya kişilere, katma bütçeli kuruluşlara, belediyelere veya il özel idarelere ait araziler, arsalar bedelsiz olarak devredilecektir.

- Sigorta prim teşvikiyle ilgili olarak Hazinece karşılanacak olan kısımla ilgili çalışmalar gerek Maliye Bakanlığı gerekse Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile birlikte nasıl ve ne şekilde yapılacağı bir genelgeyle veya tebliğle kamuoyuna duyurulacaktır. Enerji desteğiyle ilgili çalışmalar da devam etmektedir.

 

- Kredi konusunda teminatla ilgili olarak sorunlar yaşandığı tarafımıza intikal etmiştir. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Halk Bankasının da iştiraki olan Kredi Garanti Fonu A.Ş adında kamu niteliğinde bir şirket vardır. Bu şirket, Halk Bankasından, Kalkınma Bankasından kredi alındığında teminat verilmesi konusunda kefilolma fonksiyonu yürütmektedir.

 

Toplantıya katılan TİGEM Genel Müdürü Sayın Dr. Halil İbrahim ÖZBAYAT toplantıda yapılan sunuşlar ile ilgili olarak genel bir değerlendirme yapmıştır:

- Hayvancılıkla entegre olmamış bitkisel üretim, kanadı olmayan bir kuş gibidir. Çünkü bitkisel üretimin ürünü hayvancılığın hammaddesidir. Hayvancılığın önemli bir kısmını teşkil eden büyük ve küçükbaş hayvan ile et ve süt üretiminde kullandığımız materyalin ekonomik olabilmesi için ilk yapacağımız iş meralarımızın katliamının önüne geçmektir. Hayvancılığı ileri gitmiş ülkelerde, mera, birinci ana girdidir. Bizim ülkemizde kültür ırkında 20-25 litre ortalamayla süt sığırcılığı yapılmaktadır. Ancak yakın tarihte gittiğim, yem fabrikasının kurulmasının yasak olduğu bir ülkede, hiç kesif yem yemeden ortalama 15-20 kg süt ile süt sığıcılığı yapılmaktadır. Şimdi soruyorum: Biz, bu ülkede 5 kg fazla süt alabilmek için 15-20 kilo yemi neden veriyoruz? Bunu dikkatlerinize arz ediyorum.

- Ülkemizde yetişen, genetik verim seviyesi yüksek kültür ırkı dediğimiz hayvanlarla süt sığırcılığı ve koyunculuk yapmak mecburiyetindeyiz aksi           halde mısırda olduğu gibi belli yıl aralıklarıyla damızlık ithal etmek mecburiyetinde kalacağız. Üretmekten imtina edersek ithal etmek mecburiyetinde kalacağız.

- Damızlıkta en büyük sıkıntı, test edilmiş boğayı bu ülkede          üretmemekten kaynaklanmaktadır. Bu konuda bugüne kadar geç kalındı fakat Bakanlığımız bu yıl Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğü, Tarımsal Üretimi Geliştirme Genel Müdürlüğü, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü ve Müsteşarlık nezdinde bu alanda bir projeyi hayata geçiriyor. Bununla beraber, eğer başarılı olabilirsek, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü olarak da uluslararası bir projeye girdik. Hangi ülkeyle yapacağımız belli değil, bununla ilgili birkaç ülke alternatifimiz var. Biz, bu ülkede test edilmiş boğayı üreteceğiz ve her boğa, bugünkü ekonomik değeriyle minimum 500 bin dolar civarındadır. Bu noktada esas önemsediğimiz konu Türkiye'nin, komşularına sperma ve embiryo satan ülke konumuna gelmesidir. Bu konu özel sektör tarafından destekleniyor ve bu alanda yatırım yapmayı düşünen girişimciler vardır.

- Türkiye'de girdilerden ziyade ürünlerin pahalı olduğuna inanıyorum. Ülkeye kaçak et giriyorsa veya resmı olarak müsaade ediliyorsa mevcut bulunduğu ülkeden daha iyi şartlarda satıldığındandır. Anadolu/da, kurban arifesinde Hindistan/dan getirilen hörgüçlü inek bulunuyorsa bu, kapı güvenliğiyle kaçak canlı hayvan girişinin önlenemeyeceğinin kanıtıdır. Eğer dışarıdan koyun ve sığır sokmak istemiyorsanız bu ülkede yeteri miktarda koyun ve sığır yetiştirmelisiniz.

- Yüksek döl kademesinde tohumlar üretmezsek, çiftçimizin arazilerine bu tohumları indirmezsek, ekmeklik buğday üretemediğimizden ithalat etmek zorunda kalacağız.Mevcut ürettiğimiz ekmeklik buğdayların kalitesi ülkenin ekmeğini yapmaya yetmiyor. Arpa yerine tiritikalenin gündeme getirilmesini destekliyorum.

 

Gündemin son maddesi olan yem bitkilerinden arpa ekiminin teşvik edilmesi ile ilgili olarak Hazine Müsteşarlığı KİT Genel Müdürlüğü/nden uzman Özlem YENİ aşağıda sunulan bilgileri aktarmıştır:

- Bu yıl hayvancılık desteklemeleri için genel bütçeye 200 trilyon liralık kaynak konulmuştu fakat, yeni bir gelişme sonucu bütün bütçe ödeneklerinde % 13 oranında kesinti yapılmıştır. Dolayısıyla, hayvancılığa ayrılan 200 trilyon liralık ödenek 176 trilyon liraya düşmüştür.

- Destekleme kapsamındaki yem bitkileri listesine arpa gibi yoğun üretimi yapılan bir ürünün eklenmesi maliyet açısından analiz ederken daha fazla üzerinde durmamız gereken bir konudur.

- Tarım ve hayvancılıkla ilgili de her türlü konu "Tarımda Yeniden Yapılanma ve Destekleme Kurulu"nda gündeme geliyor ve ilgili kurum ve kuruluşların tartışmasına açılıyor. Bu kurulun sekretaryası Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından yürütüyor. Dolayısıyla, Bakanlığımızın uygun görmesi halinde arpanın teşviki gündeme gelebilir. Bu kurulda, Hazine olarak finansman açısından görüşlerimizi iletebiliriz.

 

Toplantıda gündeme gelen kaçak canlı hayvan ve et girişi ile ilgili olarak Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü/nden Sayın Enver BİLGİN Sektör Kurulu üyelerine aşağıda ana hatları verilen bilgileri aktarmıştır:

- Kaçak hayvan sevkıeriyle ilgili sorunu tek başına Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın çözmesi mümkün değildir. Bunun önlenmesi için mahalli idarelerin ve borsaların yükümlülüğünde olana hayvan pazarlarının ruhsatlandırılması ve hayvan pazarlarına girişin zorunlu hale getirilmesi, mezbahada kaçak hayvan kesimlerinin kesinlikle engellenmesi gerekir.

- Organize Hayvancılık Bölgeleri ile ilgili kişisel görüşü mü ifade etmeden geçemeyeceğim. Hollanda'da Mart ayında bir vaka yaşandı. Kanatlı popülasyonuna tavuk vebası hastalığı girdi. Organize hayvancılık bölgesindeki bütün hayvan         popülasyonu çökme noktasına geldi. Çünkü bütün hayvan popülasyonu iç içe ve bu da hastalığın kontrolü güçleştirmektedir. Organize Hayvancılık Bölgelerini tasarlarken sadece üretim boyutunu değil sağlık boyutunu da göz önünde bulundurmalıyız.

- Hayvancılıkla ilgili teşvikler hep üretime yöneliktir. Ama ne kadar kaliteli üretirsek üretelim hastalıkları engelleyemezsek yüksek verimi elde edemeyiz. Bu durumu kanatlı sektöründe ve süt sektöründe yaşadık. Bu nedenle hastalıkları ihmal eden bir bakış açısıyla teşvik politikamızı oluşturmamız gerekir.

Beyaz Et Sanayicileri ve Damızlıkçılar Birliği Genel Sekreteri Yüce CANOLER, kanatlı sektöründeki teşvik uygulamaları ile ilgili olarak aşağıda belirtilen sorunları ilgili bürokratlara aktarmıştır:

- Kanatlı sektörü olarak 2001 ve 2002 yıllarında ihracatla ilgili iki teşvik alınmıştır. Birisi 8. ayda, diğeri 5. ayda çıktı ve beklenilen sonucu hiçbirisi sağlamadı ve sağlaması da mümkün değildir. 1 Ocaktan itibaren geçerli bir teşvikin yararını 8. ayda çıkan bir teşvikten beklemek mümkün değildir. Bunu hızlandırmak gereklidir.

- Avrupa Birliğine uygunluk onayını alacağız ve Avrupa Birliğine kapılarımızı açacağız diye büyük bir hevesle bekliyoruz. Bu karar kısa bir sürede çıkacak ama o zaman maliyet duvarıyla karşı karşıya kalacağız. Bu nedenle hammaddelerde iç pazarla dış pazarlar arasında doğan aşırı farkı kaldıracak tedbirler lazımdır.

- Üretimi fazla yaptın diye hiçbir sektör suçlanmamalıdır. Devletten beklediğimiz bu söz: "Üretimi yaptın, üretim sorununu aştın; pazarlama sorununda ben sana yardımcı olacağım" dır.

 

Sektör Kurulu Başkanı Hayvancılık Sektör Kurulu Toplantısında gündeme getirilen konuların bir basın bildirisi ile tüm ülkenin gündemine taşınacağını ifade etmiş, katılımlarından dolayı kamu temsilcilerine ve Sektör Kurulu üyelerine teşekkürlerini sunarak toplantıyı kapatmıştır.

- Kaçak hayvan sevkıeriyle ilgili sorunu tek başına Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın çözmesi mümkün değildir. Bunun önlenmesi için mahalli idarelerin ve borsaların yükümlülüğünde olana hayvan pazarlarının ruhsatlandırılması ve hayvan pazarlarına girişin zorunlu hale getirilmesi, mezbahada kaçak hayvan kesimlerinin kesinlikle engellenmesi gerekir.

- Organize Hayvancılık Bölgeleri ile ilgili kişisel görüşü mü ifade etmeden geçemeyeceğim. Hollanda'da Mart ayında bir vaka yaşandı. Kanatlı popülasyonuna tavuk vebası hastalığı girdi. Organize hayvancılık bölgesindeki bütün hayvan         popülasyonu çökme noktasına geldi. Çünkü bütün hayvan popülasyonu iç içe ve bu da hastalığın kontrolü güçleştirmektedir. Organize Hayvancılık Bölgelerini tasarlarken sadece üretim boyutunu değil sağlık boyutunu da göz önünde bulundurmalıyız.

- Hayvancılıkla ilgili teşvikler hep üretime yöneliktir. Ama ne kadar kaliteli üretirsek üretelim hastalıkları engelleyemezsek yüksek verimi elde edemeyiz. Bu durumu kanatlı sektöründe ve süt sektöründe yaşadık. Bu nedenle hastalıkları ihmal eden bir bakış açısıyla teşvik politikamızı oluşturmamız gerekir.

Beyaz Et Sanayicileri ve Damızlıkçılar Birliği Genel Sekreteri Yüce CANOLER, kanatlı sektöründeki teşvik uygulamaları ile ilgili olarak aşağıda belirtilen sorunları ilgili bürokratlara aktarmıştır:

- Kanatlı sektörü olarak 2001 ve 2002 yıllarında ihracatla ilgili iki teşvik alınmıştır. Birisi 8. ayda, diğeri 5. ayda çıktı ve beklenilen sonucu hiçbirisi sağlamadı ve sağlaması da mümkün değildir. 1 Ocaktan itibaren geçerli bir teşvikin yararını 8. ayda çıkan bir teşvikten beklemek mümkün değildir. Bunu hızlandırmak gereklidir.

- Avrupa Birliğine uygunluk onayını alacağız ve Avrupa Birliğine kapılarımızı açacağız diye büyük bir hevesle bekliyoruz. Bu karar kısa bir sürede çıkacak ama o zaman maliyet duvarıyla karşı karşıya kalacağız. Bu nedenle hammaddelerde iç pazarla dış pazarlar arasında doğan aşırı farkı kaldıracak tedbirler lazımdır.

- Üretimi fazla yaptın diye hiçbir sektör suçlanmamalıdır. Devletten beklediğimiz bu söz: "Üretimi yaptın, üretim sorununu aştın; pazarlama sorununda ben sana yardımcı olacağım" dır.

 

Sektör Kurulu Başkanı Hayvancılık Sektör Kurulu Toplantısında gündeme getirilen konuların bir basın bildirisi ile tüm ülkenin gündemine taşınacağını ifade etmiş, katılımlarından dolayı kamu temsilcilerine ve Sektör Kurulu üyelerine teşekkürlerini sunarak toplantıyı kapatmıştır.