TOBB HAYVANCILIK SEKTÖR KURULU TOPLANTI RAPORU
19 Eylül 2003-ANKARA

TOBB Hayvancilik Sektör Kurulu toplantisi 19 Eylül 2003 tarihinde saat 11.00'da Birlik Merkezi'nde, TOBB Yönetim Kurulu Baskan Vekili Sayin Faik YAVUZ'un koordinatörlügünde, Sektör Kurulu Baskani Sayin Hakki HINISLlOGLU'nun baskanliginda gerçeklestirilmistir.
Sektör Kurulu toplantisina, Tarim ve Köyisleri Bakani Sayin Sami GÜÇLÜ ve Kamu ihale Kurumundan Kurul Üyesi Sayin Hüseyin GÜLHAN katilmislardir.
Toplantinin açilis konusmasinda Sektör Kurulu Baskani Hakki HINISLlOGLU, Sayin Bakan'a Sektör Kurulu Toplantisina tesriflerinden dolayi tesekkürlerini sunmus ve Sektör Kurulu'nun çalismalari, yapisi ve isleyisi hakkinda bilgi vermistir.
Tarim ve Köyisleri Bakani Sayin Sami Güçlü, Sektör Kurulu'nda müzakere edilen sorunlari dinledikten sonra düsüncelerini aktaracagini ifade etmistir.
TOBB Yönetim Kurulu Baskan Vekili Sayin Faik YAVUZ, Tarim ve Köyisleri Bakani'nin tesriflerinden duydugu memnuniyeti belirterek, Hayvancilik Sektör Kurulu'nun amaçlari ve toplanti gündemi ile ilgili asagidaki bilgileri aktarmistir:
.TOBB bünyesinde 50 yil sonra Hayvancilik ve Tarim Sektör Kurullarinin
kurulmasiyla Tarim ve Hayvancilik politikalari TOBB platformuna tasinmistir.
Hayvancilik Sektör Kurulu, sektörün orta ve uzun vadeli sorunlarina
yönelik projeksiyonlar ve çalismalar yapmaktadir.
Gündem maddelerinden birisi olan Organize Hayvancilik Bölgelerine,
sektör olarak ve Odalar Birligi olarak büyük önem vermekteyiz.
..Toplantinin 1. gündem maddesi olan "hayvancilik sektöründeki
kamu ihalelerinde yasanan sorunlarin ve çözüm önerilerinin
müzakere" edilmesi ile ilgili olarak Sektör Kurulu Baskani kamu
ihaleleriyle ilgili özellikle Dogu Anadolu Bölgesi'nde kendisine
ulasan bazi sorunlar oldugunu ifade ederek konu ile ilgili asagida belirtilen
görüslerini aktarmistir:
1. Kamu ihale Yasasi'nda yapilan son degisiklikler olumlu olmustur ancak, uygulama
esnasinda yasa ile uygulama arasinda farkliliklar meydana gelmistir. Kamu ihale
Kurumu, Türkiye genelinde, bilhassa hayvancilik
_sektörünü ilgilendiren konularda yasa ile uygulama arasindaki
uygulamalarda yeknesakligi saglamalidir.
2. Kamu ihale Kurumu'nun, yasayi uygularken, aldigi kararlar ile ilgili
tasradaki ticaret ve sanayi odalarini ve ticaret borsalarini bilgilendirmesinde
büyük fayda vardir.
3. Kamu ihale Yasasi'nin uygulanmasi ile ilgili üyelerimizin sorunlari
odalarimiza ulasmakta ve bizler de bu konuda ihtisas sahibi kuruma görüslerimizi
iletmekteyiz. Burada oda ve borsalarimizin isteklerine bir öncelik taninmasini
talep ediyoruz.
4. Rekabetçi bir ortamda Türkiye'de hayvancilik sektörünün
kalkinabilmesi, üreticinin yasayabilmesi ve tüketicinin daha rahat
ve kaliteli ürünler temin edebilmesi için elbirligiyle bir çalisma
ortaya koyulmalidir.
Kamu ihale Kurumundan Kurul Üyesi Sayin Hüseyin GÜLHAN, Kamu i.hale Yasasi ve isleyisi ile ilgili Sektör Kurulu üyelerine su bilgileri aktarmistir:
1. Gayri safi milli hasilanin büyük bir kismini harcayan kamunun, kamu alimlari sektör bazinda çok önemli bir pazar olusturmaktadir. Bu baglamda, 2886 Sayili Yasanin bazi maddelerinin uluslararasi piyasaya açilma kosullarinda birtakim engeller getirmesi, Avrupa Birligi direktiflerine uymamasi nedeniyle 2002 yilinda 4734 sayili Kanun çikarildi ve 2003 yilinda yürürlüge girdi. Alti ay sonra bir degisiklige ugradi. 15 Agustosta yürürlüge giren 4964 de büyük bir degisiklige tekrar tabi tutuldu.
2. 4734 sayili Kanunun getirdigi en büyük yeniliklerden birisi bagimsiz mahkemelerle idare arasinda çözüm arayan, hakemlik görevi yapan, sikayetleri sonuçlandiran, ihale hukukuna düzenleyici kararlarla yön veren bagimsiz bir kurum olan Kamu ihale Kurumunun olusturulmasidir. Kurul üyeleri ise çesitli birimlerden deneyimli ve konusunda uzman kisiler arasindan seçilmistir.
3. Uygulama sirasinda yasayi açiklayici, tamamlayici mevzuatin da çikarilmasi gerekmektedir. 4734 uygulamasindan önce 2002 sonuna ikincil mevzuat çalismasi tamamlandi, simdi yeni 4964 sayili Kanun degisikligiyle yeniden ikincil mevzuat düzenlendi ve 11 Eylül 2003 tarihli Resmi Gazetede yayimlanarak yürürlüge girdi.
4. Getirilen düzenlemelerde, daha önceki aksakliklar giderilmeye çalisildi. Bu arada sürekli sikayetler sonuçlandirilmaya baslandi. Uygulamada karsilasilan sorunlari
ortadan kaldirmak amaciyla çalisilmaktadir.
tebligler çikarilmakta ve yasanin önünü açilmaya
5. Yasa, uluslararasi piyasaya da açiktir, esik degerler tanimiyla
esik degerlerin üstündeki alimlarda uluslararasi piyasaya açilma
imkani vardir. Bu arada yerli istekliyi koruyucu önlemler de yasada yer
almistir.
6. Sektör bazindaki sikintilarin Kamu ihale Kurumu'na aktarildigi takdirde
kisa zamanda çözüme kavusturulacaktir.
Kamu ihale Yasasi'nin uygulanmasi esnasinda sektörde yasanan sorunlara
iliskin kamu ihale Kurumu'ndan uzman Bülent Biber, hastane ihalelerinde
sektörün yasadigi sorunlara iliskin Sektör Kurulu üyelerinin
sorularini -yanitlamis ve Kamu ihale Kurulu'nun düzenleyici kurul kararlari
ve tebligleri ile ilgili olarak Odalara ve Türkiye Odalar ve Borsalar
Birligine bilgi verilerek esgüdümü saglayacaklarini belirtmistir.
Hastane ihalelerinde yasanan sorunlara iliskin, farkli ihalelerde farkli belgelerin
istenilmesi veya ihalenin niteligi ile uyumlu belgeler istenmesi üzerinde çalistiklarini,
uygulamadaki aksakliklari gidermek üzere Kamu ihale Kurumu'nun 300'e yakin
egitim çalismasi yaptigini ifade etmistir. Yasanin uygulanmasi esnasinda
yasanan sorunlari en aza indirgemek amaciyla "ihale bilgi sistemi" denilen
bir sistemi olusturduklari belirten Bülent Biber, bu sistemin isteklilere
ve kamu görevlilerine tip idare sartnamenin doldurulmasindan, belgelerin
saglanmasina, teknik belgelerin istenilmesine kadar bütün süreçleri
açiklayan sistem oldugunu ifade etmistir.
Toplantinin 2. gündem maddesi olan "Organize Hayvancilik Bölgelerinin
kurulusu ve isleyisi ile ilgili önerilerin müzakere edilmesi" ile
ilgili olarak Sektör Kurulu Baskani Sayin Hakki HINISLlOGLU, organize
hayvancilik bölgelerinin kurulmasi konusunun Türkiye gündemine
ilk defa Erzurum Ticaret Borsasi'nca tasindigini ifade ederek, su anda Elazig
ve Erzurum illerinde organize hayvancilik bölgelerinin kurulus asamasinin
tamamlandigini belirtmistir. Sektör Kurulu Baskani, Erzurum'da organize
hayvancilik bölgesinin yer tespitinin yapildigi, ÇEO raporunun
tamamlandigini belirterek, Sayin Basbakanin 2004 yili yatirim programina Erzurum
organize hayvancilik bölgesinin koyulacagi seklindeki ifadesine atifta
bulunmustur.
Sektör Kurulu Baskani Sayin Hakki HINISLlOGLU, Tarim ve Köyisleri
Bakani Sayin Sami GÜÇLÜ'ye, Organize Hayvancilik Bölgelerinin
sektör ve ülke ekonomisi açisindan getirecegi faydalari asagida
ana hatlari verilen basliklarda arz etmistir:
1. Türkiye'de hayvanciligin gelistirilmesi ve Dogu Anadolu Bölgesinin
kalkindirilmasi amaciyla bölgede hayvancilik üretimini yapmak zorunlulugu
vardir. Dogu Anadolu Bölgesinde yasayan nüfusun % 46'sl kirsal kesimde
yasamakta, tarim ve hayvancilikla geçimini saglamaktadir. Bu nüfusun
hayvancilik sektöründe istihdam edilmesinin en uygun yolu organize
hayvancilik bölgelerinin kurulmasidir. Su anda bölgede en ucuz ve
devletin tesvikleriyle ortaya çikabilecek ye bölgeyi kalkindiracak
en isabetli proje, organize hayvancilik bölgeleridir.
2. Dogu Anadolu Bölgesinde uygulanan hayvancilik, hala aile isletmesi
bazindadir. Organize hayvancilik bölgeleri projesinin ana hedeflerinden
biri, sektörü aile isletmeciligi bazindan, küçük
ve orta boy isletmeler haline getirip, hayvancilikta üretiminden tüketimine
kadar bir entegrasyonu saglamaktir.
3. Organize hayvancilik bölgelerinde organik et üretimini gerçeklestirmemiz
ve dünya
piyasalarinda rekabet etme imkanini bulmamiz gereklidir.
Toplantinin gündem maddesi ile ilgili olarak Ankara Ticaret Borsasi temsilcisi
Sayin Aydin DURMUS Sayin Bakan'a asagidaki bilgileri aktarmistir:
1. Ankara'da 2001 yilinda bu yana organize hayvancilik bölgesi kurulmasi
konusunda Ankara Ticaret Borsasinin ciddi çalismalari oldu ve bu çalismalar,
su ana kadar ancak arazi alim asamasina geiebiidi. Devletin bürokrasisi
ve sikintilarindan dolayi iki yildan bu yana sadece arazi alimiyla ugrasmak
zorunda kalindi.
2. Organize hayvancilik bölgeleri konusu ve teriminin Tarim Bakanligi'nca
kapsami altinda degerlendirilmesi ve bu konunun sahibinin belirlenmesi gereklidir.
Organize hayvancilik bölgeleriyle ilgili bir kanun taslagi ve yönetmelik
ciddi anlamda yapilmamis, zaman zaman Milli Emlak Genel Müdürlügü,
Maliye Bakanliginca birtakim çalismalar yapilmistir. Konunun sahibi
belli olmadigi için bugüne kadar ciddi bir adim atilmamistir.
3. Türkiye'de bugüne kadar gelen hükümetler, soruna kökten çözüm
getirmek yerine, bütçe kaynaklari ile çiftçiyi desteklemis
fakat bugün gelinen noktada artik bütçeden ayrilacak kaynak
da kalmamistir. Devletten beklenilen maliyetlerimizi asagi düsürecek
sistemleri kuracak imkanlari yaratmasidir.
4. Ankara'da kurmaya çalistigimiz organize hayvancilik bölgesi,
uluslararasi normlarin çok üzerinde planlanmis, 3-4 üniversite
tarafindan iki yildir devamli çalisilmakta olan bir proje olmasina ragmen,
bürokrasi engeli yüzünden bu isle ilgili temel atilamamistir.
Devletten de bu konuda bekledigimiz, arazi temini ve altyapinin hazirlanmasidir.
Toplantida, Konya Ticaret Borsasi Meclis Baskani Mehmet Yükselorganize
hayvancilik bölgelerinin çok dogru ve yayginlastirilmasi gereken
projeler oldugu ancak hayvanciligin gelismesi için bu tür organizasyonlari
destekleyecek kurumlara ihtiyaç bulundugunu ve
ö
zellestirilme kapsaminda bulunan Et Balik Kurumu'nun görevini yapamaz
hale geldigini ifade etmistir. Ne kadar verimli üretim yapilirsa yapilsin, üretilen ürünleri
depolayacak alt yapilarin mutlaka olusturulmasi gerektigini belirten Sayin
Mehmet YÜKSEL, Et ve Balik Kurumu kombinalarinin mutlaka desteklenerek
piyasadaki dengenin saglamasi gerekliligini vurgulamistir.
Burdur Ticaret Borsasi Baskan Vekili Sayin Fevzi DEMiREL, hayvanciligin desteklenmesi
kapsaminda Yem Yasasi'nin çikarilmasinin gerektigini ifade ederek,
süt tesviklerinin bireyselolarak süt üreticilerine verilmesinden
ziyade, okul süt programinin ülke geneline yayginlastirilmasi halinde
bu uygulamanin da sosyal bir tesvik olarak degerlendirilecegini, hayvanciligin
ve ülkedeki tarimin kayit altina alinabilmesi için kooperatifçiligin
desteklenmesi gerekliligini isaret etmistir.
Orkinos Yetistiricileri ve ihracatçilari Dernegi Baskani Sayin Nedim
AMBAR, organize
hayvancilik bölgeleri konusunda yapilan çalismaya benzer olarak
su ürünleri konusunda da su ürünleri üretim alanlari
diye bir kavram olusturuldugunu ve bu uygulamanin su anda Mugla ilinde hayata
geçirildigini ardindan izmir ve Çanakkale bölgelerinde
de çalismalarin devam ettigini belirtmistir. Kültür ve Turizm
Bakanligi'nin bu alanlarin olusturulmasina karsi çiktigini, Tarim
Bakanliginin konuya büyük destek verdigini ifade eden Sayin Nedim
AMBAR, Kültür ve Turizm Bakanligina bu konunun mutlaka detayli
bir sekilde anlatilmasi gerektigi belirtmistir. Ayrica Sayin Nedim AMBAR,
100-150 milyon dolar arasina sikismis olan su ürünleri ihracatimiz,
iyi yönetimle, yeni türlerle milyar dolarlar seviyesine çikarabirnek
için yatirimcilara tesvik yöntemleri bulunmasi gerektigini vurgulamistir.
Toplantida, TOBB Yönetim Kurulu Baskan Vekili Sayin Faik YAVUZ, organize
hayvancilik bölgeleri kavrami konusunda Sayin Bakan'a ve Sektör
Kurulu üyelerine asagida ana hatlari verilen görüslerini sunmustur.
. Organize hayvancilik bölgeleri, tüketim bölgelerine yakin
mikro seviyedeki organize besi alanlarinin bulundugu bölgesel bir olgudur.
. Türkiye'yi Avrupa Birligiyle ile Amerika ve Kanada ile karsilastirdigimizda
süt üretimimiz 1 200 kg, Avrupa'da bu miktar 8-9 bin kg'dir. Et
karkas agirligimiz 170180 kg, Avrupa Birliginde 250-300 kg.'dir. Türkiye'de
hayvanciligin tarim içindeki payi% 20 civarinda, Avrupa Birligi ülkelerinde
bu oran % 70'dir. Avrupa'da hayvanciligin tarim içindeki yarattigi
katma deger çok büyüktür. Ülkemizde ise bu potansiyel
iyi degerlendirilememekte ve geleneksel bitkisel agirlikli üretim yapilmaya çalisilmaktadir.
. Bitkisel üretimde istenilen verimliligi yakalayamadigimiz bölgelerde
bitkisel üretim yapmamiz yanlistir. Bu nedenle bu arazilerin organize
hayvancilik bölgelerine tahsis edilmesi, bitkisel üretimde de havza
projelerini ortaya koymamiz gereklidir.
.Örnegin Dogu Anadolu Bölgesi pilot bölge seçilebilir
ve devletten beklenilen buraya gerekli altyapiyi götürmektir. Bunun
disinda organize sanayi bölgelerine taninan avantaj, muafiyetler ve kredilerden
hayvancilik organize bölgelerinin de istifade ettirilmesi gerekir.
Organize hayvancilik bölgeleri ile insanlarimiz yerinde hayvancilik yapma
imkanini kavusacak ve geleneksel aile isletmelerini yerini küçük,
orta ve büyük boy isletmeler alacaktir. Dolayisiyla, organize hayvancilik
bölgelerinin çevresinde hammaddeyi mamul ve yari mamul hale getirecek
sanayi isletmeleri kurulacak, tarim kesimindeki atil is gücünün
tarim disi alanlarda istihdam edilmesi saglanacak ve tarim disi iktisadi faaliyetler
ve tarima dayali sanayii gelistirme imkani artacaktir.
.Sektör Kurulu Toplantisi'nda Kurul üyelerince arz edilen sorunlari ve çözüm önerilerine iliskin olarak Tarim ve Köyisleri Bakani Sayin Sami GÜÇLÜ'nün konusmasi asagida sunulmustur:
Sektörün sorunlarini bizzat yasayanlardan ve bu konuda çalisan
insanlardan dinlemenin anlasilabilirligine sahit oldum.
Ben, bu sektöre uzak bir insan degilim, meslegim de bu konuyu kavrama
konusunda bana imkanlar sunuyor. Bugüne kadarki gözlemlerimin sizin
taleplerinizle büyük ölçüde çakistigini fark
ediyorum. Bugün burada dile getirilen hususlarla ilgili olarak da arkadaslarima
tesekkür ediyorum.
Dün tohumculukla ilgili uluslararasi bir toplanti vardi, bu toplantida tohumculukla ilgili organizasyonu yapan arkadasimiz uzun konusmasinda o kadar çok olumsuzluktan bahsetti ki, sonunda, Türkiye bu degil diye bir kanaat olustu; çünkü, konusmasi sirasinda verdigi tablolarda, Türkiye'nin, tahillarla ilgili üretiminde ciddi kalemleri saydi, dünyanin ilk 10'una giriyor, sebze ve meyvelerle ilgili bütün üretim degerlerinde de ilk 5'e giriyor; istisnalari var; ama, Türkiye'nin tohumculukla ilgili konularinda siraladigi olumsuzluklar bu sonuçlari doguramaz; yani, çok karamsar olmamaliyiz.
Peki, her seyi çok mu iyi; tabii, böyle bir halin de içinde yasamadigimizi biliyoruz, birçok sorunumuz var. Bu, sadece kamudan mi kaynaklaniyor; bunun cevabi da evet degil. Bir toplumuz, yani bir atmosfer içerisindeyiz veya bir havuzun içerisinde yer alan bir su misali, eger, bu suda bir kirlilik varsa, havuzun bir kösesiyle diger kösesi arasinda çok fark yok. Onun için, sadece bir kösesine yönelik olarak olumsuzluklari çok fazla öne çekersek bu da yaniltici olur, tahlilleri iyi yapmaliyiz; yani, kirliligimiz havuzun bütününe hastir, kamu da bundan nasibini almaktadir, diger sosyal kurumlarimiz da bunun içindedir, toplumumuzun da
genel tutum ve davranisi buna uygundur. Aslinda, bu ortam içerisinde
bu hal doguyor, sadece bir merkez bunu bir hale dönüstürmüyor,
birlikte bu hale geliyoruz.
Dolayisiyla, bununla ilgili konularda daha objektif degerlendirmelerimiz olmali ve ben, bugün, burada buna çok yakin anlayis gördügüm için ayrica memnunum ve tesekkür ediyorum.
Konulari dile getiren insanlarimiz bizzat yasayan arkadaslarimiz oldugu için de çok anlasilir net seyler söylediler.
Tarim, genel yapisi, karakteri ve bu sektörün içinde yer alan ana kütlesi itibariyle çok aktüel degil; siz, onun en aktüel kesimini olusturuyorsunuz; yani, daha çok sehirlerde yasayan ve tarim ürünleriyle ilgili insanlarsiniz, sorunlarinizi daha iyi dile getirebilirsiniz; ama, ana gövdenin bundan yoksun oldugunu biliyorsunuz. Dolayisiyla, bu hal, basinin da dahil, toplumun karar verici mekanizmalarinin önüne çok kolay gelmiyor; örgütlenme eksikligi var, sesini duyuramama imkansizligi var, egitim eksikligi var. Bütün bunlara ragmen çok büyük bir nüfus kütlesi var burada. Aslinda, bunlarin, o ana gövdenin sorunlarini illa dile getirmesini beklememeliyiz. Biz bu toplumun yöneticileriyiz, temsilcileriyiz, örgütlü kesimiyiz; yani, düsünen beyniyiz; biz, toplumumuzun neresinde bir sorun oldugunu illa ses yükselince fark etmemeliyiz. Biz problem neredeyse görmeliyiz; dolayisiyla, bu açidan bakmaliyiz, bu açidan bakilmasi lazim geldigine inaniyorum.
Tarimla ilgili bir konunun basinda aldigi yerle, hayatin herhangi bir baska konusunun aldigi yer arasinda daglar kadar fark var; ancak, çatismaya yönelik bir konu çiktigi zaman basinimiz buna ilgi gösteriyor; ama, temel konularla ilgili, arastirmayla ilgili, üretim ve verimlilikle ilgili, organizasyonla ilgili konularda, bu hususta toplumumuza moralolacak haberlerin ne kadar az yer aldigina hepimiz sahidiz. Genellikle bir olumsuzluk, haber niteligi tasiyor. Ben, bu genel durumun da bizi bir kisim sorunlarimizi artirdigini ve sürekli hale getirdigine inaniyorum.
Tarimda yasayanlar ve tarim sektörünün içinde bulundugu üretim kurallari, o alani ertelenir hale getiriyor, yani bu sene yapilmasa olur; evet, bu sene bu tarimsal tesvikler verilmese olur; ama, enerji sektöründe bir gecikme olmaz, egitimde hiç olmaz, ulastirmada kimse tahammül etmez buna; ama, tarimda eder; çünkü, tarim zaten tevekkül sahibi kaderci insanlarin oldugu bir yer; tabiat da onlara böyle bir anlayisi adeta dikte ettiriyor. iste böyle bir sektördeyiz ve biz bu sektörün sorumluluklarini tasiyan insanlariz. Dolayisiyla, biz, baska sektörlere nispetle çok daha fazla çalismak zorundayiz ve çok büyük bir isbirligi yapmak zorundayiz.
Bürokratik engeller konusunda genel bir anlayis var, kamuyu bir bütün
olarak degerlendiriyorsaniz evet; ama, Tarim Bakanligini özelolarak degerlendiriyorsaniz
bir ilerlemenin mutlaka gözlemlenmesi lazim, bunun da, fark edildiginde
seslendirilmesi lazim. Bunu mutlaka yapacagiz, yapmamiz lazim; bugüne
kadar bu konuda çok çaba verdim, vermeye devam ediyorum.
Sektörle ilgili degerlendirmeme gelince; yani, Hayvancilik Sektör
Kurulunun burada görüstügü konularla ilgili kisa degerlendirmemi
söyle yapmak istiyorum:
Bu sektörü, özellikle bitkisel üretimden ayrilarak ele
aldigimizda, daha çabuk harekete geçecek ve hizli bir katma deger
artisina yol açacak, istihdama ve üretime katki saglayacak bir
sektördür ve dolayisiyla, biz, tarim sektörü içerisinde
hayvanciligi yaygin olarak, etkin olarak daha fazla desteklemeliyiz. Su andaki
piyasa ekonomisi, bildiginiz gibi, en basta sizin savundugunuz ve savunmaniz
gereken bir kurumdur. Dolayisiyla, bizim lehimize isliyor; yani, fiyat mekanizmasi
en büyük tesvik unsuru olarak su anda bu sektörü canlandiriyor;
ama, ek tesviklerle buna hiz katmamiz lazim. Nitekim, bununla ilgili de 2003
bütçesinde bile, çok olumsuzluklar ihtiva eden bütçe
içerisinde bile bu konuda hatiri sayilir kiymet ifade eden bir gelismenin
oldugu ortadadir. insallah, 2004 içerisinde de benzer artislarin ve
etkinlik kazanacak noktalarda gelismelerin saglanmasina birlikte destek olmaliyiz,
katki saglamaliyiz.
Bu sektörün içinde bulundugu en önemli sorun, destekleyici bir kredi mekanizmasinin olmayisidir. Tarimi bütün olarak ele aldigimizda, hayvancilik olarak ayrica ifade ettigimizde de böyledir ve son birkaç yildir bu konuda daha düsük faizli bir tarimsal krediyi saglayacak mekanizmanin olmamasi, sektörümüzün gelismesini engelleyen en temel faktördür. Dolayisiyla, biz, orta ölçekli isletmelerin kurulmasini yayginlastirmak istiyorsak, bu kredi mekanizmasini, sistemini oturtmamiz lazim. Bunun için, hepinizden, bulundugunuz her noktada ve siyasi baglanti içerisinde, tüm milletvekillerimizde ve Meclisimizde bu kanaati olgunlastiracak bir destek ihtiyaci içerisinde oldugumu belirtmek istiyorum.
Yapilacak tek sey sudur: Bütçeye transfer kalemine 160 trilyonluk
bir faiz destegi yapalim, 1,7 katrilyonluk tarima kredi saglayalim. ilgili
bankalarla bu konudaki çalismalarimizi tamamladik. 1,7 katrilyonun içerisinde öyle
kalemler var ki, cari faiz oranina göre % 3'ünü alarak destekleyecegimiz
sektörler olacaktir organik tarimla ilgili alanlarda, su havzalarinda
bunu yapacagiz. Hayvancilikla ilgili orta ölçekli isletmelerin
kurulmasi konusunda yine cari faizin % 40'lyla destek vererek bu isletmelerin
kurulusunu tesvik edebiliriz; ama, böyle bir kaynagi bütçe
transfer kalemine koymamiz lazim. Biz bunun resmi savunucusuyuz ve
elimizden gelen her seyi yapacagiz. Bu konunun önemini, sektöre
getirecegi katkiyi bütün karar verici mekanizmalara ulasacak sekilde
seslendirmemiz gerekir.
Organize hayvancilik bölgesiyle ilgili düsüncelerinize katiliyorum. Konu ile ilgili taslak elimde, organize tarim bölgeleri ve havzalari kanun tasari taslagi; çok hamdir, bununla ilgili bir kanaate ulasmis durumdayiz, sehir olarak degil, bölge ve havza bazindadir. Bu, genis anlamli bir kavramdir ve böyle düsünmemiz lazim. Yani, bir genis alanda yapilacak seylerin planlamasina yöneliktir. Dolayisiyla, bununla ilgili bir çalisma grubunun harekete geçmesi lazim. Yalniz, bugünlerde biz bir noktaya kilitlenmis durumdayiz, o da tarim gönüllüleri diye ortaya koydugumuz bir proje.
Bu ayin 25'inde Sayin Basbakanin katilacagi bir toplantiyla bu projeyi açiklayacagiz. Bu proje, aslinda, biraz önce söyledigim tarim kesiminin o ihmal edilebilir özelligini, dikkatten kaçan özelligini kamuoyunun önüne sunmak; Türkiye'de bürokrasinin, Meclisin, hükümetin, bütün sivil toplum örgütlerinin, kentlilerin, aydinlarin, yazarlarin ve ilim adamlarinin dikkatini, yani tarimci olmayan, ziraatla ugrasmayan, ziraat fakültelerinde çalismayan, sosyal bilimcilerin ve mühendislerin dikkatini çekmeye yönelik bir projedir. Dolayisiyla, bununla ugrasiyoruz. Bunun akabindeki günlerde, bu organize tarim bölgeleri ve havzalari konusunda bir zemin üzerindeyiz zaten; çünkü, Türkiye'de TiGEM isletmelerinden 22 tanesinin özellestirilmesini ve özel sektörle isbirligi içerisinde üretime döndürülmesini planliyoruz. Bu kanunla, onlarin da gerekli yasal altyapisini olusturmus olacagiz; yani, isbirligi yapmak için yasal bir eksiklik yok; ama, organize bir tarim bölgesi kavrami içerisinde çok daha verimli isletmelerin kurulmasinin içinde saglayabiliriz. Dolayisiyla, bununla ilgili konuda isbirligi içerisinde olacagiz, kim bilgi sahibiyse, bu konunun önemini kim biliyorsa, olusturacaginiz heyette yer almasini arzu ederim.
Tarimda temel sorunlarimizdan biri ölçek sorunudur; bu, hayvancilik için de böyledir, bitkisel üretim için de böyledir; bunu mutlaka büyütmeliyiz; ancak, bu nüfusu, biz, kisa sürede kirsal kesimden alamayacagimiza göre, yani sehirlerde gerekli sosyal altyapiyi, istihdam açisindan da sanayi ve hizmetler sektöründe bunlarin rahat yasayacagi bir alan kisa sürede açilamayacagina göre, o zaman, biz, bu konuda istesek de çok hizli ilerleyemeyiz, bunu kabul etmek lazim; Türkiye bunu on yillik bir program içerisinde ancak düsünebilir. Dolayisiyla, bizim bugün için baktigimizda, önümüzdeki birkaç yil içerisinde Türkiye'de tarim isletmelerinin büyümesini temel bir politika olarak hareket edecek olursak mesafe alamayiz.
Yapacagimiz sey su: Tarim sektöründe büyük isletmelerin kurulmasini özellikle tesvik etmek; yani, küçüklerin yaninda büyükler olussun, büyüklerle küçükleri entegre edelim. Bizim düsündügümüz de bu. TiGEM isletmelerinde büyüklerin, küçükleri besleyecek bir mekanizma içerisinde çalismasini saglamaktir. Bunu yapabilirsek, aslinda, küçüklerin, o ürettigi ürünleri pazarlayamamasi ve degerlendirememesi sorununa da çözüm getirmis oluruz; a ma, tabii, bunlar iyi organize edilmesi gereken islerdir.
Biraz önce Türkiye'deki süt verimini ve Avrupa'daki verimi söylediler. Ben, birkaç gün önce israil'de ziyaret ettigim bir firmanin ortalama sütü 11 ton, bunu gördüm.
Arkadaslar, arastirma hayati önemdedir ve bu ülkeye bu büyük gelismeyi saglayan güç de buradadir. Tarim arastirmalarini mutlaka verimli hale getirmeliyiz. Hayvan islahini bu ülkede tamamlamaliyiz. Bu konuda dünyanin bütün ülkelerinde, Türkiye'deki bütün kurumlarla isbirligi yapacagiz. israil'de önüme gelen kuruma davette bulundum, tarimsal arastirma konusunda istedikleri her seyi verecegiz; yani, arazi istiyorlarsa arazi, mekan istiyorlarsa mekan, hayvan istiyorlarsa hayvan; dolayisiyla, bu konuyu, Türkiye'de hayvan islahi konusunu mutlaka gerçeklestirmeliyiz. Bunu, biz, kamuyla yapacagimiz bir nokta var, ama yayginlastirilmasi ve üretimin artirilmasi tabii özel sektörle olacaktir. Burada hepimize is düsüyor. Kamu yapsin; kamu, bu hantalligiyla beklediginiz hiçbir seyi yapamaz. Onun için, yapamayacagi için de talepte bulunmuyorsunuz.
Tarimsal arastirmayla ilgili konulari daraltacagiz, enstitülerimizi azaltacagiz, verimli hale getirecegiz; ama, hayvancilikta bu islah konusunu mutlaka yapmamiz lazim.
Anadolu esmeri diye ifade edilen projeler geçmiste çok konusuldu, çok da heyecan uyandirdi; henüz baslamis projeler degil. 2003 sonunda biri Adana'da digeri Konya'da baslamak için hazirlik yapiliyor su anda; maalesef böyle; ama, çok fazla karamsarliga gitmeden ve ümidi kirmadan büyük potansiyelimizi harekete geçirmeliyiz. Bu konuda isbirligi içerisinde olmaliyiz her alanda.
Bu ülkenin inanilmaz potansiyeli disaridan çok iyi gözüküyor ve o insanlarin, Türkiye'ye yönelik olarak düsünce ve beklentilerini duydugum zaman, yani o hepimizin çok elestirdigi konular bir tarafa, evet bu büyük potansiyel bize heyecan vermeli ve biz, bu siyasi istikrarin saglandigi, ekonomideki gelismelerin nispeten iyiye gittigi bu dönemde tarim sektöründe bu anlayis birligini eyleme dönüstürerek, üretime dönüstürerek yerli ve yabanci kurumlarla isbirligi yaparak Tarim Bakanligi olarak, bu sorunlarimizin adim adim, safha safha çözülmesini saglayalim diye düsünüyorum ve bu hususta da bugüne kadar TOBB bünyesinde gördügüm destek ve ilgiye huzurlarinizda tesekkür ediyorum.
Tarim ve Köyisleri Bakani Sayin Sami GÜÇLÜ'nün
yaptigi konusmanin ardindan Sektör Kurulu Baskani Sayin Hakki HINISLlOGLU,
gündemin son maddesi olan ihtisas komiteleri baskan ve baskan yardimcilarinin
seçimi ile ilgili olarak her ihtisas komitesinin kendi arasinda baskan
ve baskan yardimcilarini seçerek Sektör Kurulu Sekreteryasina
bildirmesini belirtmis ve Sektör Kurulu adina Sayin Bakan'a tesriflerinden
dolayi tesekkürlerini sunarak toplantiyi kapatmistir.