Romanov ve Charollais Irkı Koyun Projesi
ÖNSÖZ
 

İlimiz Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi ZooTekni Bölümü tarafından gerçekleştirilen Romanov cinsi koyun ırkı geliştiriciliği projesi tamamlanmış olup Borsamız tarafından da büyük bir övgüye mashar olan bu projenin başta ilimiz ve ülkemize hayırlı olmasını diler emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler sunarız.

Gerçekleşen bu proje kapsamında Borsamız Yönetim kurulu başkanımzı İ.Hakkı HINISLIOĞLU'da tanıtımına iştirak etmiş olup daha bir çok yere duyurmak amacıyla bu projesi internet sayfamıza taşımış bulunuyoruz.

 

 

 

PROJE

 

Koyunculukta Verimliliği Artırmaya Yönelik Kültür Irkı Saf Yetiştiriciliği ve Melezleme Çalışmaları

 

Atatürk Üniversitesi

Ziraat Fakültesi

Zootekni Bölümü

ERZURUM/TÜRKİYE

 

Proje Ekibi:

Prof.Dr. Hakkı Emsen

Doç.Dr. Mustafa Yaprak

Doç.Dr. Ebru Emsen

Uzm. Vet. Hek. Carlos A. Gimenez Diaz

Arş.Gör. Ferda Köyceğiz

Arş.Gör. Müzeyyen Kutluca

Arş.Gör. Hilal Ürüşan

 

Destekleyen Kuruluşlar:

Prof.Dr. Yaşar SÜTBEYAZ, Atatürk Üniversitesi Rektörü

Atatürk Üniversitesi, Bilimsel Araştırma Fonu

Atatürk Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Prof.Dr. Mükerrem Kaya, Dekan

Atatürk Üniversitesi, Tarım İşletmesi, Doç.Dr. Metin Turan, Müdür

 

 

 

l     Atatürk Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Koyunculuk İşletmesinde biri yabancı uyruklu 6 kişilik teknik ekip Kanada’dan ithal edilen dondurulmuş Romanov ve Charollais embriyolarının yerli ırk taşıyıcı koyunlara transferi ile saf Romanov ve Charollais çekirdek sürüsünü 2004 yılından başlamak üzere teşkil etmişlerdir.

l     Bu amaç çerçevesinde Atatürk Üniversitesi Araştırma Fonunca yapılan yaklaşık 500 bin YTL’lik destek ile Romanov ve Charollais ırkı koyun ve koçlar dondurulmuş embriyo transferi tekniği ile üniversite, bölge ve ülkeye kazandırılmıştır. Böylelikle ülkemiz kayıtlı Romanov sürüsüne sahip Avrupa’da Almanya ve Fransa’dan sonra 3. ülke konumuna gelmiştir.

l     Laparoskopik suni tohumlama ile değişik kan dereceli melezler elde edilmiş ve çalışmalar yoğun bir şekilde devam etmektedir.

l     Romanov ve Charollais saf çekirdek sürü kurma çalışmaları ile bölge ve ülke damızlık temininde önemli bir merkez durumunda olacak olan Atatürk Üniversitesinde bu tür biyoteknolojik çalışmalar için  gerekli alt yapı ve teknik eleman mevcuttur. Koyunculuk Araştırma ve Uygulama Çiftliğinde 19 baş saf Charollais ve 47 baş saf Romanov  sürüsü ile 200’e yakın melezleri mevcuttur.

 

Hedef Kitlesi Üretici Olan Projelere Başlandı!

l     İki sene boyunca verim özelikleri belirlenen melezleri üreticiyle buluşturmak üzere Ağustos 2006 tarihinde Erzurum ili merkez ve ilçelerindeki 5 köyde 1000’e yakın koyunda Suni Tohumlama başlatılmıştır. Bu proje kapsamında Alaca, Umudum ve Söğütlü köylerinden toplam 292 koyun Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Koyunculuk Araştırma ve Uygulama Merkezi’mize getirilmiştir. Yaklaşık 2,5 aylık süreyle bakım besleme-yemleme ve suni tohumlama maliyetleri Araştırma Projeleri fonundan karşılanarak üreticiden herhangi bir ücret alınmadan yerli Morkaraman koyunlar Romanov ırkıyla melezlenmiştir. Suni tohumlama sonrasında gebe koyunlar, 09 Ekim 2006 tarihinde yapılan bir törenle sahiplerine teslim edilmiştir. 2007 şubat-mart  aylarında Romanov x Morkaraman melezleri   köy şartlarında elde edilmiş olacaktır.

l     İl bazında kalmayıp ülke genelinde hizmet vermeyi misyon edinen Atatürk Üniversitesi, Koyunculuk Merkezinde dış talepleri değerlendirerek makro projeler ile koyunculukta verimliliği artırmak üzere üzerine düşeni yapmaya hazırdır.

 

 

NEDEN BÖYLE BİR PROJEYE GEREK DUYULDU??

 

 

l     Dünyada hayvansal üretim faaliyetleri arasında koyun yetiştiriciliği önemli bir yer tutar.

l     Çeşitli ülkelerde, başka amaçlar için kullanılmayan mera ve otlaklar koyun yetiştiriciliği yolu ile uygun bir şekilde değerlendirilebilmektedir.

l     Koyunlar, böyle alanlardaki doğal vejetasyonu, insanların beslenmesi için gerekli et ve süt gibi besin ürünlerine dönüştürür.

l     Fakir meraları diğer çiftlik hayvanı türlerine göre daha iyi değerlendirir.

l     Koyunlar ayrıca, insanların yaşamaları için gerekli giyim eşyalarının yapımında kullanılan yapağı ve deri gibi ürünleri de üretir.

l     Dünyada mevcut koyunlardan yılda 6.1 milyon ton et, 8,6 milyon ton süt üretilmektedir. Bu üretim miktarları dünya toplam et ve süt üretiminin sırasıyla %4 ve %2'sine denk gelir.

l     Geleceğin dünyasında en stratejik konuların başında gıda güvenliği gelmektedir. Gıda güvenliğinin de temelini tarımsal üretim ve gıda sanayine yeterli hammaddeyi üreten bir tarım sektörü oluşturmaktadır.

l     Ülkelerde kırmızı et üretimi o ülkenin doğal kaynakları ve kültürel ve dini özelliklerine göre şekillenmektedir.

l     Kaba yemin pahalı ve mera veriminin düşük olduğu ülkelerde koyunculuk ve domuz üretimi ön planda iken kaba yemin ucuz ve mera veriminin yüksek olduğu ABD gibi ülkelerde sığırcılık ağırlık kazanmaktadır.

l     AB ülkelerinde ise önemli yere sahip olan domuz yetiştiriciliği, domuz etindeki yüksek yağ oranı ve domuz yetiştiriciliğinin büyük ölçüde çevre kirliliğine yol açması nedeniyle yerini koyun yetiştiriciliğine bırakmaya başlamıştır.

l     AB’ ye giriş sürecimizde gümrük fonlarının kademeli olarak kaldırılmasıyla AB üye ülkelerin sığırcılıktan elde edilen tüketim fazlası ürünlerinin ithalatı düşünülürken koyunculuktan elde edilen ürünlerde açığı bulunan üye ülkelere koyun eti ihracatına Türkiye’nin hazırlanması gerektiği bildirilmiştir.

l      Kısaca Türkiye’nin Avrupa pazarında rekabet şansı olan tek hayvancılık dalı koyunculuk olarak görülmektedir.

l     2003 yılında 1990 yılına göre sığır eti üretiminde %11,73, koyun eti üretiminde %56,11’lik bir azalış gerçekleşmiştir

l     Toplam et üretimindeki azalış ise %27,6’dır. Görüldüğü gibi et üretiminde bir azalış trendi söz konusudur.

l     Kırmızı et insan sağlığı için hayati öneme sahip bir gıdadır.

l     Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı Hayvancılık Ö.İ.K. Raporuna göre; yapılacak tüm iyileştirmelere rağmen yurt içi yetiştirme ile et talebinin karşılanamayacağı,  2010 yılında 97,4 bin ton, 2025 yılında ise 327,1 bin ton bir et açığının olacağı, bu nedenle et gereksiniminin mümkün olduğunca sığır dışındaki diğer kaynaklardan karşılanmasına çalışılmasının gerektiği belirtilmektedir

l     Türkiye’de toplam koyun varlığı 25.174.000 baş, koyun kuzu eti üretimi 75.828 ton, koyun sütü üretimi 687.387 ton’dur . Türkiye toplam et üretiminde %18 (kırmızı etin %26’sı), süt  üretiminde %8 ve deri üretiminde %61 paya sahiptir. Türkiye’deki mevcut işletmelerin %25’inde koyun yetiştirilmektedir. 1990 ile 2002  yılları arasında hayvan sayısında %38, et üretiminde %56, süt üretiminde %42 ve deri üretiminde %66 düşüş olmuştur.

 

Koyunlarda Suni Tohumlama

l     Koyunlarda suni tohumlama ile ilgili çalışmalar 1938 yılında Milanov tarafından Rusya’da başlatılmıştır.

l     Geniş çapta çiftliklerin katılımının sağlandığı suni tohumlama programlarında ideal bir program oluşturulmaya çalışılmıştır.

l     Geniş çaplı suni tohumlama programlarının yürütüldüğü bir diğer ülke ise Çin’dir. Koyunlarda suni tohumlama çalışmaları Avrupa’ya (özellikle Fransa) 1945 ve Latin Amerika’ya (özellikle Brezilya) 1962 yıllarında yayılmıştır.

l     Ülkemiz suni tohumlamanın ilk yapıldığı ülkelerin başında gelmektedir.

l     1925 yılında Karacabey Hara’sında Kısrak, Sığır ve Koyunda suni tohumlama yapılmış ve Merinoslaştırma Projesi kapsamında bir dönem 272 suni tohumlama merkezi hizmet vermiş ancak bu faaliyetler 90’lara gelindiğinde Merinoslaştırmanın sona ermesiyle durmuştur.

l     Son yıllarda yavrularda yüksek yaşama gücü, değişik bölgelere adaptasyon kabiliyeti ile sürü koyunculuğu bakımından üstün özellikler sergileyen Romanov koyununa dayalı melezleme çalışmaları dünyada bir çok ülkede yapılmaktadır. 

l     Özellikle kasaplık kuzu üretiminde 3’lü melezlerde kullanılacak yarım kan melezi koyunların yüksek döl verimine sahip olması karlı bir hayvancılık için şarttır.

 

 

Neden Melezleme?

 

l     Döl veriminin artırılmasında saf veya melez Romanov ırkı koçların kullanılmasıyla elde edilen melez tiplerde döl verimi;

l      %50 kan dereceli tiplerde %50,

l     %25 kan dereceli melez tiplerde ise %25 oranında artarken;

l     Seleksiyonla kuzu verimindeki %20 oranındaki artış ancak 10 yıllık bir sürede kazanılmaktadır.

 

l     Türkiye koyun varlığının büyük bir kısmını Akkaraman, Morkaraman ve Dağlıç ırkları oluşturmaktadır ve bunların verim özellikleri;

Ø    Süt verimi: 40-60kg

Ø    Yapağı verimi: 1.5-1.7kg

Ø    Döl verimi: 1.1

Ø    Buna karşılık İvesilerde süt verimi 200-250 kg çıkabilmektedir.

Ø    Sakız da ise kuzu sayısı 2 civarındadır ve süt verimi yüksektir. Karayakanın et   kalitesi yüksek Kıvırcık ise ince yapağı vermektedir.

Ø    Irkların hemen tamamında gelişme hızı düşüktür.

 

l     Ülkede mevcut yerli koyun ırklarının canlı ağırlık ve karkas kaliteleri ıslaha muhtaç özelliklerinden ikisidir.

l     Bu amaçla ıslahta başvurulacak en hızlı yöntem melezleme olarak bildirilmektedir. Kuzu etine yönelik bir pazarın bulunduğu illerde yerli ırkların döl verimi, büyüme-gelişme, yaşama gücü, karkas ağırlığı ve kalitesini artırmaya yönelik melezleme çalışması için;

l     Atatürk Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Koyunculuk İşletmesinde Kanada’dan ithal edilerek embriyo transferi ile elde edilen saf Romanov ve Charollais koçları ile kombinasyon melezlemesi önerilmektedir.

 

 

Neden Laparoskopik Suni Tohumlama??

l     Vajinal tohumlamalardaki düşük gebelik oranı araştırıcıları daha yüksek gebelik oranı elde etmek ve özellikle dondurulmuş sperma (tohum) ile yapılacak tohumlamalardan yüksek oranda gebelik elde etmek için yeni tohumlama yöntemleri geliştirmeye itmiştir.

l     1982 yılında Avustralyalı bilim adamları tarafından intrauterin tohumlama olarak tarif edilen Laparoskopik Suni Tohumlama geliştirilmiş ve %70 oranında gebelik sağlandığı bildirilmiştir.

l     Yerli ırkların melezleme çalışmasında, gerek çoğu ırkın yağlı kuyruklu olması ve gerekse sınırlı sayıdaki damızlık erkek koçlardan azami faydalanabilmek için (1 koç=2000 koyun/hafta) suni tohumlama kaçınılmaz yol olarak görülmektedir.

l     Yukarda sözü edilen nedenlere ilaveten suni tohumlama aynı zamanda melezleme çalışmalarına çok büyük ivme kazandıracaktır.

l     Bu amaçla koyunlarda en yüksek gebelik sağlayan Laparoskopik Suni Tohumlama tercih edilmektedir.

 

 

 

KUZU   MAKİNASI   ROMANOV

 

Romanov; kanaatkar, sıcağa, soğuğa ve iklim değişikliklerine dayanıklı, yağsız kuyruklu, orta cüsseli (koyunlar 50-55 kg, koçlar 55–80 kg), etleri oldukça lezzetli olan bir ırktır.

 

l                 3-4 aylık yaşta cinsi olgunluk

l                 Yılda iki kez gebe kalma

l                 Mevsime bağlı kızgınlık göstermeyen bu ırkın yılın her mevsiminde çiftleştirilebilmesi ve üçüz, dördüz hatta altız yavru verimiyle kuzu eti üretiminde ilk sırada tercih edilen ırk olarak önümüze çıkmaktadır.

l                  

l                 Ortalama yapağı gömleği ağırlığı 4.5 kg

l                 Ergin canlı ağırlık erkeklerde 55-80

l                 Dişilerde 40-50 kg civarındadır

l                 8-9 aylık kuzularda kesim ağırlığı 35 kg dır.

 

Romanov ırkının en önemli özelliği yüksek döl verimidir. Doğuran 100 koyundan 200-250, iyi bakım ve besleme koşullarında dördüz beşiz hatta altız kuzu alınabilmektedir. Bu özelliği nedeniyle dünyanın birçok ülkesinde melezleme çalışmalarında kullanılmakta ve başarılı sonuçlar alınmaktadır. Romanov koyunu Finn koyunu ile birlikte dünyada “kuzu makinesi” (Lamb Machine) olarak tanımlanmaktadırlar.

Bu konuda Romanov ırkını, Fin ırkından ayıran ve üstün kılan üç önemli özelliği; kuzularında yaşama gücünün yüksek olması, sürü koyunculuğuna uygun özellik taşıması ve adaptasyon kabiliyetinin iyi olmasıdır.  3- 4 aylıkken cinsi olgunluğa ulaşan Romanov ırkında kızgınlık süresi 60 saat olup diğer koyun ırklarından daha uzundur. Mevsim dışı kızgınlık özelliği nedeniyle her mevsimde çiftleştirilmesi; koyun sütü üretiminin mevsimlere dağılımını mümkün kılmakta, ayrıca yıllara göre değişen kurbanlık ihtiyacını ve kuzu eti pazarında görülen darlığın giderilmesini sağlamaktadır.

 

 

 

Melez Kuzuların Performansları

İvesi, Morkaraman ve Tuj ırkı koyunlarının Romanov ile değişik kan dereceli melezlerinin performansları değerlendirilerek koyunculuktan beklenen gelirlerden;

 

l     İlkine gebe kalma yaşı (22ay     7ay)

l     Doğumda kuzu sayısı (1,1        2,2)

l     Yaşama gücü (%75-80      %95-98)

l     Günlük Canlı Ağırlık Artışı (190gr      290gr)

l     Kesim Ağırlığı ( 14    28kg)

Özelliklerinde iki kat artış elde edilmiştir.

   

 

 

CHAROLLAİS KÜLTÜR IRKI

 

l     Üstün Analık Kabiliyeti

l     Mevsim dışı kızgınlık

l     Temmuzda çiftleştirilen 100 koyundan 180 kuzu

l     Eylülde çiftleştirilen 100 koyundan 210-220 kuzu

l     7 aylık dişi kuzuların çiftleştirilmesinde gebelik oranı %80 kuzu verimi %130 olarak bildirilmektedir.

 

 

İngiliz Leicester ile melezlenmesinden elde edilmiştir. Orta büyüklükte, yüksek canlı ağırlığa sahip bu ırkın en belirgin özelliği vücudun arka kısmındaki kas demetleridir. Bu ırk yüksek canlı ağırlık artışı  ve yağ oranı düşük yüksek kalitede karkas elde etmek için melezleme çalışmalarında yoğun şekilde kullanılmaktadır. Et tipi bir ırk olmasına rağmen oldukça prolifik bir ırktır. Bir batındaki kuzu sayısı %200-220 olarak bildirilmiştir. Bu ırkın diğer çok önemli bir özelliği de 7 aylık yaşta iken damızlıkta kullanabilmesidir. İlkine doğum yapan 7 aylık 100 hayvandan 130 kuzu alınabilmektedir. Doğumdaki kuzu ağırlığı oldukça yüksek olup tekiz kuzular yaklaşık 6 kg, ikiz kuzular 4,5 kg ve üçüz kuzular ise yerli ırklarımızda bildirilen tekiz kuzulardaki 3,5 kg canlı ağırlığındadır. Ergin dişi ağırlığı 90 kg ve ergin erkek ağırlığı 130-175 kg civarındadır. Karkas randımanı bakımından %50-60 gibi oldukça yüksek bir orana sahiptir. İngiltere’de kasaplık kuzu üretiminde baba hattı olarak ilk sırada yerini alan Charollais, et kalitesi bakımından marketlerde en yüksek fiyata alıcı bulan et tipi koyun ırkı olarak  ün salmıştır.

İngiltere’de düzenlenen 3000’ e yakın 40 farklı ırkın katıldığı Royal Welsh Show adlı müsabakada Charollais geliştirilmiş en üstün ırk olarak seçilmiştir.

 

 

Charollais Döl Verimi

 

l     Üstün Analık Kabiliyeti

l     Mevsim dışı kızgınlık

l     Temmuzda çiftleştirilen 100 koyundan 180 kuzu

l     Eylülde çiftleştirilen 100 koyundan 210-220 kuzu

l     7 aylık dişi kuzuların çiftleştirilmesinde gebelik oranı %80 kuzu verimi %130 olarak bildirilmektedir.

l     Ergin erkek: 100-150kg

l     Ergin dişi: 80-100 kg

 

 

 

 

 

 

Sonuç olarak;

 

Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü elemanlarınca başlatılan ve yürütülmekte olan projeler çerçevesinde ülkemize kazandırılan Romanov ve Charollais ırkı yüksek verimli koyun ırklarının Ülkemiz koyun ırklarında melezlemede kullanılması, yerli ırklardaki verimleri en az 2 katına çıkartarak ülke ekonomisine büyük katkılar sağlayacaktır. AB karşısında hayvansal ürün bazında tek rekabet şansımızın küçükbaş hayvanlardan sağlanan ürünler olması nedeniyle, AB sürecinde bu sektörü geliştirmek ve AB pazarında bu sektörde söz sahibi olmak milli bir görevdir.

 

Bu bilinçle kısa vadedeki hedeflerimiz Romanov ve Charollais ırkı saf damızlık çekirdek sürü oluşturmak, bölgelere göre en uygun melez koyun tipini belirlemek, orta vadede ülkesel bazda melezleme çalışmalarında ihtiyaç duyulacak Romanov ve Charollais sperma ve embriyo üretimini gerçekleştirmek, uzun vadedeki hedefimiz ise  dünyanın dört bir yanına Romanov ve Charollais embriyo ve sperma ihracatını gerçekleştirerek ülkemiz ekonomisine  katkı sağlamaktır.